Antalya Kadın Doğum
Op.Dr. Abdulaziz Akkaya

Op.Dr. Abdulaziz Akkaya

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya,  Elazığ  ili Karakoçan ilçesi  Demirtaş Köyünde 19 Ocak 1955 tarihinde doğdu.


İlk öğretimini  doğduğu Demirtaş Köyü İlkokulunda tamamlayan Op.Dr.Abdulaziz Akkaya, orta öğretimini köyünün bağlı olduğu Karakoçan İlçesi Ortaokulunda, lise öğrenimini  ise Elazığ Atatürk Lisesinde tamamladı.


Ailesinin yurtdışında bulunmasından dolayı  lise öğrenimini tamamladıktan sonra  Almanya'ya giden Op.Dr.Abdulaziz Akkaya  ilk olarak Goethe Enstitüsünde dil eğitimi aldı.   Almanya’da 2 dönem makine mühendisliği eğitimi alan Op. Dr. Abdulaziz Akkaya memleket özlemi  ile üniversite sınavlarına girdi. Girdiği üniversite sınavında Diyarbakır  Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandı.  1979 - 1980 yıllarında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesini’nden  mezun olan Op.Dr.Abdulaziz Akkaya, ilk olarak Diyarbakır SSK Hastanesinde dokuz ay görev yaptı.  Dicle Üniversitesi  Tıp Fakultesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ihtisası sınavını kazanan Op.Dr.Abdulaziz Akkaya  1981 - 1985 yıllarında ihtisasını başarıyla tamamladı.


Op.Dr.Abdulaziz Akkaya,  ihtisas sonrası çektiği kura sonucu Isparta Senirkent Devlet Hastanesine  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak tayine dildi.. Yedi  ay  Isparta Senirkent  Devlet Hastanesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve  başhekim olarak görev yaptı. Ardından 1986 yılında Isparta Doğumevine tayin oldu. Isparta'da ki görevi sırasında 4 yıl Isparta Burdur Tabip Odası Başkanlığı yaptı.


 1991 yılında Antalya Devlet Hastanesi’ne tayin olan Op.Dr.Abdulaziz Akkaya , sonradan Eğitim ve Araştırma Hastanesi olan Antalya Devlet Hastanesi’nde 3 yıl başhekim yardımcısı olarak görev yaptı.


Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden 2011 yılında emekli olan Op.Dr.Abdulaziz Akkaya , halen kendisine ait Akkaya Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Geliştirme Kliniğinde hastalarına Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı  olarak hizmet vermektedir.


Kadın Hastalıkları ve Doğum ihtisasını yaparken 1982 yılında  Diyarbakır Üniversitesi Eğitim Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Fecir hanımla evlenen Op.Dr.Abdulaziz Akkaya’nın isimleri Fırat ve Melis olan iki çocuğu var.

Op.Dr.Abdulaziz Akkaya
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Antalya Akkaya Jinekoloji Kliniği

Antalya Kadın Doğum, Antalya Kürtaj, Antalya Kızlık Zarı Dikimi, Antalya Vajina Estetiği, Antalya Gebelik Takibi, Antalya Doğum, Antalya Sezaryen, Vajina Estetiği ,Genital Siğiller, HPV Enfeksiyonu, Vajinusmus, Kısırlık, Tüp Bebek...


Perşembe, 22 Ağustos 2013 11:40

Gebelikte haftalık kilo alımı hesaplayıcısı

Her hafta ne kadar kilo almalısınız?
Perşembe, 22 Ağustos 2013 11:13

Gebelikte kilo alımı hesaplayıcısı

Hangi bayanlar, hamilelik boyunca ne kadar kilo almalı?
Perşembe, 22 Ağustos 2013 10:30

Gebelik haftaları ve fetus ağırlıkları

Gebeliğiniz boyunca bebeginizin gelişimini görebilirsiniz.
Perşembe, 22 Ağustos 2013 10:23

Bebek gelişimi hesaplayıcısı

Bu hesaplayıcıyı kullanarak gebe kaldığınız günden doğum yapacağınız zamana kadar geçen süre içerisindeki kritik tarihleri ve bebeğinizin haftalara göre gelişimini görebilirsiniz.
Perşembe, 22 Ağustos 2013 06:08

Ne zaman doğum yapacağım?

Bu hesaplayıcıyla olası doğum yapacağınız tarihi hesaplayabilirsiniz.

Çarşamba, 21 Ağustos 2013 19:55

Ne zaman hamile kalabilirim?

Gebe kalmanız açısından şansınızın en yüksek olduğu günleri hesaplayabilirsiniz. Bu hesaplayıcıyı gebelikten korunmak için kullanmayınız.

Perşembe, 25 Temmuz 2013 21:28

Gebelik 41. Hafta

Gebeliğin 41. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

 
Özet
BEBEK
Kırk birinci haftada bebeğin boyu yaklaşık 52 cm, ağırlığı 3500 gram kadardır. Bebeklerin çoğu bu haftadan önce doğar.

Yeni doğan; Sizden salgılanan hormonların bebeğinizin dolaşımında da bulunması nedeniyle erkeklerde torbalar, kızlarda da labiumlar normalden daha büyük görünecektir. Hatta doğum sonrası memelerinden süt dahi gelebilir. Bu hem kız hem de erkek bebeklerde rastlanabilen bir durumdur ve bir kaç gün içinde kendiliğinden kaybolur.

ANNE
Hamileliklerin az bir kısmında doğum 41. haftada gerçekleşir. 40. haftadan sonrası gün aşımı olarak değerlendirilir. Bebek hala doğmamışsa sizin ve bebeğinizin durumu için en kısa zamanda doktorunuza başvurmalısınız. Normal şartlarda artık bebeğiniz doğmuş olmalıdır.

Bebeğinizin 41. hafta gelişimi ve doğum öncesindeki son hafta yaşadıklarınıza göz atalım.

Bebeğinizin kilosu 3-4 kilograma kiloya ulaştı. Büyümesine bağlı olarak daha rahatsız bir şekilde rahminizde duruyor ve bir an önce dışarı çıkmak için sabırsızlanıyor. Bebeğinizin güvenliği için bu hafta doğum gerçekleşmezse 2 hafta içerisinde suni sancılı doğum yöntemi denenecektir. Hamilelerin  % 5-6’lık kısmında geç gebelik görülmektedir. 42 hafta ve sonrasında doğan bebeklergenellikleaşırı kilolu ve kuru ciltli olmaktadır. Doğumun geç olmasıenfeksiyonriskini de arttırmaktadır. Geç doğumlardasezaryendaha çok tercih edilmektedir. Çünkü normal doğum sırasında bebek veya annedeyaralanmameydana gelebilir.

Hayatınız nasıl değişiyor?antalya gebelik

Doğum zamanı geldi. 9 ay boyunca kendinizi hazırlamış olsanız dahi heyecanın doruk noktasına ulaşmasına şaşırmayın. Dünyaya bir bebek getirecek olmak büyük sorumluluk gerektirir. Bu sorumluluk sebebiyle de kendinizi baskı altında hissedebilirsiniz. Ancak rahatlamanın doğumun daha kolay olmasına yardımcı olacağını da unutmayın.

Doktorunuz doğum için suni sancıları tercih edebilir. Bu teknik sayesinde doğum bir takım ilaçlar tarafından tetiklenecektir.

Son güne kadar bebeğinizin hareketlerini takip etmeyi bırakmayın. Değişiklik durumunda mutlaka doktorunuzu bilgilendirin. Vajinanızdan sızıntı halinde gelen sıvı suyunuzun geldiğiniz işaret edebilir. Yaşadığınız rutinler haricindeki her durumun doğumun başladığını işaret edebileceğini unutmayın.

Perşembe, 25 Temmuz 2013 20:58

Gebelik 40. Hafta

Gebeliğin 40. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

 
Özet

BEBEK

Kırkıncı gebelik haftasında bebeğin boyu yaklaşık 51-52 cm, ağırlığı 3400 gram kadardır. Normalde bu hafta doğumun tam zamanıdır. Bazı bebekler 40 haftadan önce doğabilir, bazısı 41. haftaya ulaşabilir. El parmaklarında tırnaklar parmak uçlarını geçer. Bebek kilo almaya devam eder.
 
ANNE

Doğumun gerçekleşme olasılığının en yüksek olduğu haftaya girdiniz. Bebeğinizin hareketlerini sürekli takip edin ve bebek hareketleri azalırsa muhakkak doktorunuza başvurun. Son haftada bebeğin su kesesi (amniyon zarı) her an açılabilir ve sularınız gelebilir. Bazen fazla miktarda gelen amnion sıvısı bazen de sızıntı tarzında olabilir. Hatta az geldiğinde idrar kaçırmış gibi hissedebilirsiniz. Miktarı ne olursa olsun amnion sıvısının geldiğini düşünüyorsanız zaman kaybetmeden doktorunuzu aramalı ya da hastaneye gitmelisiniz.

40. haftada bebeğinizin gelişimi, doğuma hazırlanma ve hayatınızda yaşanan değişiklikler…

Bebeğinizin orta boy bir balkabağı kadar büyük olduğu söylenebilir. Kafatasının tam olarak sertleşmemesi doğumda esnemelerini sağlayacak ve doğumu kolaylaştıracaktır. Bu nedenle doğumdan hemen sonra bebeğinizin kafası biraz yassı olabilir. Oldukça normal olan bu durum kısa süre içerisinde ortadan kaybolacaktır.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Aylarca süren bekleyişin ardından büyük gün geliyor. Hamileliğiniz hala normal seyrinde devam ediyor. Geç doğum olarak adlandırılabilmesi için önünüzde 1-2 haftanız daha var. Doğum anına kadar bebeğinizin hareketlerini kontrol edin.

Bu hafta biyofizik profili olarak bilinen bir ölçümleme yapılabilir. Bu ölçümlemede bebeğin hareketleri, nefes alışverişi, diyafram ve göğüs hareketleri, kas yoğunluğu, refleksleri ve amniyotik sıvının durumu incelenecektir.

Bu incelemelere dayanarak amniyotik sıvı çok azaldıysa suni sancı verilebilir ve doğum başlatılabilir. Eğer ciddi bir sorun söz konusu ise acil sezaryen doğum gerçekleştirilebilir.

Doktorunuz rahminizin durumunu da kontrol edecektir. Doğuma yaklaşırken yeterince genişleyip genişlemediğine bakacaktır. Bu incelemeler doğum sırasında yaşacağınız sancılar için önemlidir.

Suni sancılı doğumla ilgili 3 soru

Suni sancılı doğum nedir?

Suni sancılı doğum, isminden de anlaşılabileceği üzere bir takım ilaçlar ve yöntemler ile suni sancı yaratılması ve doğumun başlatılması demektir. Doğum kendiliğinden başlamadığında suni sancı verilir. Suni sancılı doğum, bebeğinizin beklenen doğum zamanından sonraki 1-2 haftada yapılır. Hamileliğin uzamasının sakıncaları düşünülerek suni sancı verilir.

Suni sancılı doğum nasıldır?

Hamileliğin seyrine, rahmin durumuna ve kişisel özelliklerinize bakılarak suni sancılı doğum gerçekleştirilir.antalya gebelik

Rahminiz yeterince genişlemediğinde bu doğum yöntemi tercih edilir. Hastaneye vardığınızda doktorunuz vajinanıza prostaglandin içeren ilaçlar uygulayacaktır. Bu ilaçlar doğumun başlamasını sağlayacak sancıları tetikler.

Eğer bu ilaçlar doğumu başlatmıyorsa Pitocin isimli başka bir ilaç verilecektir. Bu ilaç halihazırda var olan sancıların şiddetini arttırarak doğum sürecini başlatmaktadır.

Doğumun başlaması gereken zamanda yapılabilecek teknikler var mıdır?

Doğruluğu ve etkinliği kanıtlanmış, kendi başınıza yapabileceğiniz teknikler yoktur. Kulaktan kulağa dolaşan bazı bilgiler ve tıbbi geçerlilikleri aşağıda belirtilmiştir:

Cinsel ilişki: Doğumun yaklaştığı dönemde cinsel ilişkide bulunmanın doğumu tetiklediği söylenir. Yapılan araştırmaların bazıları bunu gösterse de başka bir kısım araştırma doğum üzerinde hiçbir etkisinin olmadığını göstermiştir.

Hint Yağı: Hint yağı laksatif bir etkiye sahiptir. Bağırsakları gevşettiği için sancılara sebep olabilir. Ancak tıbbi olarak kanıt bulunmamasının yanı sıra ishal gibi istenmeyen durumlara da sebebiyet verebilir.

Bitkisel Ürünler: Bazı bitkilerin sancı yaratmada etkili olduğu söylenmektedir. Ancak etkileri tıbbi olarak kanıtlanmamış bu bitkiler gereğinden daha şiddetli ve uzun süreli sancılara sebep olarak bebeğe ve size zarar verebilir.

Haftanın aktivitesi

Bu hafta dinlenme haftası. Bebeğiniz doğmadan önce kendinize biraz zaman ayırın. Film izleyin,kitap okuyun, kendinizi esnetin ve rahatlatın. Bebeğiniz gelmeden önce geçireceğiniz kaliteli zaman doğumu da kolaylaştıracaktır.

Perşembe, 25 Temmuz 2013 20:58

Gebelik 39. Hafta

Gebeliğin 39. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

 
Özet

BEBEK

Otuz dokuzuncu haftada bebeğin boyu yaklaşık 50-51 cm, ağırlığı 3200 gram kadardır. Bebeğin kilo alımı devam eder. Fakat yağ birikimi giderek azaldığından kilo alımı da yavaşlar. Yeri daraldığı için fazla hareket edemez. Emme kasları iyice gelişmiştir. Bağışıklık sistemi de gün geçtikçe güç kazanır. Anneden plasenta yardımı ile bebeğe geçen antikorlar bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir. Bebeğin bağışıklık sistemi anne sütü sayesinde doğumdan sonrada güçlenmeye devam edecektir. Her an doğum başlayabilir.

 
ANNE

Bu haftalarda bebek gibi siz de daha az kilo almaya başlarsınız. Tıbbi nedenlerle Sezaryen kararı verilen annelere bu haftadan sonraki herhangi bir gün doğum yapabilir. Bebek hareketlerinde azalma olması, kanama olması, su gelmesi durumunda doktorunuza başvurun! Normal doğum bekleyen anneleri bu dönemde sık sık gelen yalancı sancılarla yorabilir. Annenin sık idrara gitme yakınmaları devam eder. Sırt üstü yatış pozisyonunda oluşabilecek tansiyon düşmelerinizi önlemek için sol yan yatış pozisyonunu tercih edin

Bebeğinizin doğmayı dört gözle beklediği 39. hafta gelişimine ve hayatınızdaki değişikliklere göz atalım.

Bebeğinizin vücudundaki yağ tabakası gelişiyor. Bu sayede doğumdan sonra vücut ısısını koruması zor olmayacaktır. Ufak bir karpuz büyüklüğüne ulaşırken erkek bebeklerin kızlara oranla daha ağır olduğu söylenebilir. Derisi yavaşça soyulurken altında yeni deri tabakası da oluşumunu sürdürüyor.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Her hafta gittiğiniz kontrollerde doktorunuz bebeğinizin büyüklüğünü ve pozisyonunu anlayabilmek için karnınızı muayene edecektir. Rahminizin ne durumda olduğunu kontrol etmek için iç muayene de yapabilir.

Doğum için beklediğiniz bu sürede bebeğinizin hareketlerine dikkat etmeye devam etmelisiniz. Herhangi bir azalma veya artma olduğunda doktorunuza mutlaka haber verin. Suyunuzun gelmesi de bu dönemde mümkündür. Hamileliklerin % 8’inde su doğum başlamadan önce gelir. Suyun gelmesi büyük miktarda olabileceği gibi sızıntı halinde de olabilir. Hiçbir konuda kendiniz teşhis koymaya çalışarak vakit kaybetmeyin. Endişe duyduğunuz anda doktorunuzu arayabilirsiniz.

Doğumdan sonra vücudunuz nasıl değişecek?

Doğumunuz hızlı ve sorunsuz olsa dahi vücudunuzun eski haline geri dönmesi zaman alacaktır.

Doğumdan hemen sonra ani bir şekilde kilo vermeye başlayacaksınız. Kısa sürede doğumdan önceki kilonuza dönmeseniz dahi doğumdan hemen sonra 5-6 kilo zayıflamış olacaksınız. Genişleyen belinizin, cildinizin ve göbeğinizin gergin haline dönmesi de elbette bir süre sonra gerçekleşecektir.

Doğumdan itibaren 2 hafta süren kanamanın sebebi rahmi çevreleyen hücrelerin atılmasıdır. Başta kırmızı, adet benzeri olan bu akıntı, durmadan önce sırayla sarı ve sonra da beyaza dönecektir.

Doğum sonrasında ruhsal olarak da zor bir dönemde olabilirsiniz. İlk bir iki hafta annelergenellikle hafif olmak kaydıyla depresyon dönemi yaşar. Kendinizi sıkılmış, endişeli, korku dolu bulabilir, iştahınız kesilebilir ve uykusuz geceler yaşayabilirsiniz. 2-3 hafta içerisinde geçecek olan bu durumda dilerseniz psikolojik yardım da alabilirsiniz.

Doktorunuzu aramanız gereken durumlar:

Aşağıdaki durumlar söz konusu olduğunda mutlaka doktorunuzu aramanız gerekmektedir:

-Anormal vajinal kanama, özellikle saatte bir pedden fazlası gerekiyorsa; golf topundan daha büyük kan pıhtıları atıyorsanız, doğumdan sonraki 3-4 gün süren parlak kırmızı kanama varsa.

-Ateş, alt karın ağrısı, kötü kokan akıntı gibi enfeksiyonları belirtileri olduğunda. İdrara çıkarken zorlanıyorsanız, idrarınız kanlı veya berrak değilse, doğum sonrası yaraların etrafında kırmızılık, kanama veya enfeksiyon varsa, göğüs çevresinde veya göğüs üzerinde kırmızılık, baş ağrısı ve yorgunluk varsa.

-Doğum sonrası depresyon durumunda da doktorunuzu aramanız gerekmektedir. Uyumakta zorluk çekiyorsanız, çocuğunuza zarar vermek gibi düşünceleriniz ortaya çıkıyorsa veya günlerce ağlıyorsanız hemen doktorunuzu arayın.

Hamilelik sonrasında normal hayata dönmek için öneriler:
 

Mümkün olan her an dinlenmeye çalışın. Bebeğiniz uyuduğunda uyumak için kendinizi zorlayın.

Ziyarete gelen misafir sayısını azaltmaya çalışın.

Düzenli beslenin.

Kafein, alkol ve şekerli sodalar haricinde bol bol sıvı tüketin.

Ev işleri için bir yardımcı tutabilirsiniz veya sevdiklerinizden yardım isteyebilirsiniz.

Kendinizi toplumdan soyutlamayın. Arkadaşlarınızla, ailenizle ve sevdiklerinizle güzel vakit geçirin. Size yardım etmelerine izin verin.


Haftanın aktivitesi

Emzirirken çok ihtiyacınız olacak sutyenlerden almadıysanız alışveriş zamanı. Aldığınız çamaşırları hastaneye de götürmeyi unutmayın.

Perşembe, 25 Temmuz 2013 20:58

Gebelik 38. Hafta

Gebeliğin 38. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

 
Özet

BEBEK

Otuz sekizinci gebelik haftasında bebeğin boyu yaklaşık 50 cm, ağırlığı 3000 gram kadardır. Bu haftalarda bebek artık oldukça büyümüştür ve kilo alımı dışında pek bir değişiklik olmaz. Otuz sekizinci haftada bebeğin görünümü normal bir bebek gibidir. Kafa çevresi ve karın çevresi nerdeyse eşittir. Bebeğin akciğer gelişimi tamdır. Yumuşak tüyler (Lanuga) ve vernix caseosa denilen kremimsi madde yok olmuştur. Bebeğinizin bağırsaklarında mekonyum adı verilen ilk dışkı da giderek birikmeye başlar. Mekoyum yeşil-siyah renkli ilk kakadır ve bebek herhangi bir nedenle sıkıntıya girdiğinde ilk olarak kakasını yapar. Bu durum fetal distress olarak adlandırılır. Bu dışkı normal şartlarda doğumdan sonraki ilk 24-48 saatte yapılır.

ANNE

Bu haftadan itibaren bebek her an gelebilir. Rahim ağzı şekillenerek doğum için hazırlanır. Bu haftaya kadar rahim ağzı mukus bir tıkaç tarafından kapatılmaktadır. Halk arasında sümüksü bu mukus tıkaca nişan adı verilir. Bu mukus tıkacın amacı rahminizin içini ve bebeğinizi vajinadan gelebilecek mikrop ve enfeksiyonlara karşı korumaktır. Bu mukus tıkacın vajenden gelmesi doğumun belirtilerinden biridir ve halk arasında "nişan gelmesi" olarak adlandırılır. Nişan doğumdan birkaç hafta önce gelebileceği gibi sadece bir kaç saat önce de gelebilir. Nişanı genelde kanlı sümüğümsü bir akıntı şeklinde hissedersiniz. Son 2-3 haftada sürekli yalancı sancılar çekebilirsiniz. Bunları gerçek doğum sancısından ayırt eden bulgu, sancının düzenli aralıklarla gelmemesidir. Eğer, sancılar 3 dakikada bir kez geliyorsa, her sancı 50 saniye sürüyor ve sancının şiddeti gittikçe artıyorsa, bu gerçek doğum sancısıdır. Bu durumda hemen doktora başvurmalısınız. Doğumların büyük bir bölümü, 38 ve 42. haftalar arasında gerçekleşir.

Gebeliğin 38. haftasında bebek gittikçe irileşmektedir.


Bebeğinizin 38. hafta gelişimine ve hayatınızda yaşanan değişimlere göz atalım.

Bebeğiniz gittikçe irileşiyor. Orta boy bir pırasa uzunluğuna eriştiği söylenebilir. Avuçlarını sıkmada oldukça başarılı. Doğduktan sonra elinizi sert bir şekilde kavrarsa hiç şaşırmayın! Neredeyse tamamen gelişen organları dış dünyada çalışmak için hazır bekliyor.

Bebeğinizin göz rengini merak ediyor olmalısınız. Bebeğiniz koyu renk gözlü doğduysa muhtemelen bu şekilde kalacaktır. Ancak gri veya açık mavi gözler bu şekilde kalabileceği gibi yeşile, elaya veya kahverengiye de dönebilir. Bu değişim 9 ay içerisinde gerçekleşecektir. Bunun nedeni göze renk veren kısım olan irisin bebeklerde büyüdükçe daha fazla pigment kazanmasıdır.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Çoğu kadın için son birkaç hafta çok uzun gelmektedir. Bu zamanı bebeğinizin bakımı için hazırlanarak geçirebilirsiniz.

Ayaklarınızda ve özellikle bileklerinizde şişme gözlemlenebilir. Eğer bu şişkinlikler aniden ortaya çıkarsa doktorunuza danışmanız gerekmektedir. Ani şişkinlikle birlikte baş dönmesi, ateş, alt karın bölgesinde ağrı, ani kilo alma söz konusu ise preeklampsi şüphesi ortaya çıkabilir. Preeklampsi hamilelerin % 5’inde görülen karmaşık bir rahatsızlıktır. Genelde doğuma yakın dönemde ortaya çıkar ve hafif atlatılır. Ancak ciddi olabilen , bebeğinize ve size zarar verme potansiyeli olan bir rahatsızlıktır.

Emzirmeye hazırlanırken…

Emzirmek neden önemlidir?

Anne sütü, bebeğin beslenmesi için en uygun doğal içecektir. Bünyesinde doğru oranda protein, karbonhidrat, yağ ve vitamin bulunur. Bu besin değerleri bebeğin ilk 6 ayda mutlaka alması gereken maddelerdir. Konu ile ilgili yapılan sayısız araştırma anne sütünün faydalarını saymakla bitirememiştir. İşte anne sütünün en anahtar özellikleri:

Anne sütü bebeği solunum yolu rahatsızlıkları, ishal ve kulak enfeksiyonlarına karşı korur.

Bebeğin alerji, lösemi ve obezite riskini azaltır.

Stres seviyesini düşürür ve göğüs kanseri riskini azaltır.

Emzirmeye nasıl hazırlanılır?

Emzirmeye hazırlanırken konu ile ilgili yayınları okuyabilir, doğum egzersizlerine katıldığınızda nasıl emzirebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Bebeğinizi doğurduktan hemen sonra cildine temas etmek çok önemlidir. Cilt probleminiz yoksa bebeğinizle temasa geçmekten çekinmeyin.

Kendinizi hazır hissetmeyebilirsiniz. Bu konu pek çok annenin yaşayabileceği bir sorundur. Hastanelerin bebek bakım ve emzirme ünitelerindeki hemşireler size bu konuda yol gösterebilir.

Bebeğinizi 24 saat içerisinde 8-12 kez emzirmeniz önerilmektedir. Tıbbi olarak gerekli değilse ilk birkaç hafta anne sütünden başka besin verilmemelidir.

Emzirmek can acıtır mı?

Emzirmek çok doğal bir süreç olsa da sanıldığı kadar kolay olmayabilir. Çoğu anne ilk başlarda göğüs ağrısı yaşamaktadır. Ağrını sebebi genellikle bebeğin göğse doğru şekilde tutunmuş olmamasıdır. Bebeğin ağzı göğüs çevresini mümkün olduğu kadar kaplamalıdır. Göğüs ucu bebeğin ağzının içerisinde olmalıdır.

Bebeğiniz ilk kez emdikten sonra göğüste ağrı yaşadıysanız serçe parmağınızı ağzıyla göğüs ucu arasına yerleştirebilirsiniz. Kendinize uygun pozisyonu bulana kadar parmağı hareket ettirebilirsiniz. Bir türlü uygun duruşu bulamadıysanız hastanedeki hemşirelerden yardım isteyebilirsiniz. Bu konuda tecrübeli olan büyükleriniz de size yardımcı olabilir.

Haftanın aktivitesi

Bebek doğduktan sonra okumak için fazla vaktinizin olmayacağını düşünürsek bu aralarda bebek bakımı ile ilgili kitaplar okuyabilir, kendinizi geliştirebilirsiniz.

Perşembe, 25 Temmuz 2013 20:58

Gebelik 37. Hafta

Gebeliğin 37. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

 Özet

BEBEK

Otuz yedinci haftada bebeğin boyu yaklaşık 48 cm, ağırlığı 2800-2900 gram kadardır. Bebeğinizin diş etleri de olgunlaşmasını tamamlayıp ve artık sertleşmiştir. Solunum hareketleri de sık yapılan hareketlerdendir. Bu hareketlerle akciğerlerin içi havayla dolu olmasa da gün boyunca yüzlerce kez yinelenen bu hareketlerin amacı, solunum kaslarının güçlendirilmesidir. Bebek sıkça hıçkırır ve parmağını emer. Başı artık doğum kanalınıza yerleşmeye başlar. Kasıklarınızda dolgunluk, vajeninizde basınç hissi, yürüyüşlerinizde artan kasık ağrıları, huzursuzlukları ve daha sık idrara çıkma yakınmalarınız görülebilir. Bu haftada bebeğin ince tüyleri tamamen kaybolmuştur. Ayağının tırnakları parmak ucuna erişir. Bebeğin kilo alımı giderek artar. Bebek ışık ve sese doğru dönebilir.

 
ANNE

Bu haftalarda bebek ve annedeki kilo artışı çok hızlı olabilir. Doktorunuz, vajinal enfeksiyon araştırması, çatı (pelvis) muayenesi gibi normal doğuma hazırlık muayeneleri yapmak isteyebilir. Bu haftalarda karnınızın üst kısmında bir boşluk ve rahatlama hissedebilirsiniz. Bu, bebeğinizin doğum kanalına doğru indiğini belirtir ve angajman olarak adlandırılır. Midenizdeki bası ortadan kalkacağı için iştahınız yeniden açılabilir. Benzer şekilde akciğerlerinizdeki baskı da olmayacağından soluk alıp vermeniz kolaylaşır. İdrara çıkma sıklığınız angajman sonrası tıpkı hamileliğinizin ilk başlarındaki gibi iyice artacaktır. Bebeğinizin hareketleri dışarıdan rahatlıkla izlenebilir. Bebeğinizin hareketleri özellikle göğüs kafesinizin altında size acı verebilir, canınızı yakabilir.

Bebeğinizin 37. hafta gelişimi ve doğuma 3 hafta kala hayatınızda yaşanan değişikliklere göz atalım.

Bebeğinizin doğmasına 3 hafta kalmış olsa da bu hafta yaşanan doğumlarda erken doğum sözü edilmez. Akciğerleri tamamen gelişmiş olduğu için doğum gerçekleşmesi halinde dışarıdaki ortama kolayca ayak uydurabilir. Sezaryen doğum düşünüyorsanız doktorunuz 39. haftadan öncesine gün vermeyecektir.

Boyu 48 cm.’ye ulaşan bebeğinizin saçları da 2-3 cm civarında. Doğumda bu durum ve saçının rengi sizi şaşırtsa da meraklanmayın. Bebeğinizin gerçek saç rengi büyüdükçe ortaya çıkacaktır. Bazı durumlarda ebeveynlerden farklı bir saç rengi görülebilir.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Düzensiz sancıların şiddetinde ve vajinal akıntıda artma gözlemlenebilir. Eğer bu akıntıyla beraber hafif kan noktacıkları da görülüyorsa doğuma kısa bir zaman kaldı demektir. Kan miktarında artma söz konusu ise hemen doktoru aramanız önerilmektedir.

Bu dönemde gece uyumak oldukça zorlaşmaktadır. Göbeğinizin büyüklüğü, gündüz yorulmanız ve sancılarınızın artması göz önünde bulundurulursa birkaç saat uykuya muhtaç kaldığınız geceler olabilir. Bebeklerinizin hareketini günü gününe takip edin. Doktora gittiğinizde bu hareketlerden ve eğer varsa değişikliklerden mutlaka bahsedin. Büyüdüğü ve rahminize sığmakta zorlandığı için eskisi kadar aktif olmayabilir.

Uyurken çok derin rüyalar görebilirsiniz. Hem doğum hakkındaki endişeleriniz hem de anne olma düşüncesi size ağır gelebilir. Kendinizi rahatlatacak şeyler düşünerek uyumaya, hamilelik yogası gibi dinlendirici hareketleri kendinizi yormadan evde yapmaya yönelebilirsiniz.

Şaşırtıcı Gerçekler: Doğum Belirtileri

Doğumun tam olarak ne zaman başlayacağını bilmek pek mümkün değildir. Vücudunuz, doğumdan 1 ay kadar önce kendini bu olay için hazırlamaya başlar. Ancak bu sürecin farkında olmayabilirsiniz. Belirtiler doğum gününe yaklaştıkça kendini gösterir.

Doğumdan önce görülebilecek belirtiler:

Bebeğin alçalması: Eğer ilk hamileliğinizdeyseniz doğum başlamadan önce bebek rahmin alt kısmına iner. Rahim yolunda bir baskı hissedebilirsiniz. Göğüs kafesindeki baskı da bu sayede azalacaktır ve nefes alma zorluğunuz ortadan kalkacaktır.

Sancıların artması: Hamileliğin ortalarından itibaren artan sancılar düzenli ve daha şiddetli bir hal aldıysa doğum yakın demektir. Bu dönemde bazı ağrılar adet döneminde yaşanan kramplara benzemektedir.

Mukus tıkacının düşmesi: Gebelik boyunca rahim ağzını tıkayarak bebeğin rahim içerisinde kalmasını sağlayan mukus tıkacın düşmesine halk arasında nişan gelmesi de denir. Bu mukus parçası tek bir seferde atılabileceği gibi artan vajinal akıntı yoluyla da düşebilir.

Suyun gelmesi: Çoğu hamilede düzenli sancılar suyun gelmesinden önce başlar. Ancak bazı durumlarda ilk önce su gelebilir. Suyun gelmesini takiben doğuma kadar geçen süre genellikle çok kısadır. Böyle bir durumda mutlaka doktoru aramak ve hastanenin yolunu tutmak gerekmektedir.

Yalancı Doğum ve Gerçek Doğum arasındaki farkı nasıl anlarım?

Doğumun ilk belirtilerinin gerçek mi yoksa yalancı doğuma mı işaret ettiğini ayırt etmek biraz zordur. İşte bu konuda size yardımı dokunabilecek öneriler:

Yalancı doğum söz konusu ise sancılar düzensizdir. Belirli bir yoğunluğu, şiddeti ve zaman aralığı söz konusu değildir. Gerçek doğumda başta düzensiz olan sancıların zaman geçtikçe düzene oturduğu görülür. Kısa aralıklarla şiddeti artan bir şekilde seyreder.

Yalancı doğumda ağrılar genellikle sadece alt karın bölgesinde yoğunlaşır. Gerçek doğum başladığında ise bel bölgesinde ortaya çıkan sancılar tüm karın bölgesine dağılır.

Yalancı doğum sancıları yapmakta olduğunuz eyleme bağlı olarak tavır değiştirebilir. Örneğin ev işi yaparken ortaya çıktığında oturup dinlendiğiniz takdirde geçiyorsa yalancı doğum sancısıdır. Gerçek doğum sancıları ne yaparsanız yapın azalmaz ve şiddeti gittikçe artar.

Haftanın Aktivitesi

Bebeğinizi hastaneden eve getirirken arabanızda mutlaka bir bebek koltuğu bulunmalıdır. Bu nedenle bu işi son dakikaya bırakmayın. Güvenilir ve kaliteli olduğunu düşündüğünüz bir marka bebek koltuğu satın alın ve arabanıza sabitleyin.

Perşembe, 25 Temmuz 2013 20:58

Gebelik 36. Hafta

Gebeliğin 36. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

 

 
Özet

BEBEK

Otuz altıncı gebelik haftasında bebeğin boyu yaklaşık 47 cm, ağırlığı 2600 gram kadardır. Bu hafta da tüm organ sistemleri gelişim ve olgunlaşmasını tamamlamıştır. Bebek doğum kanalına inmeye başlar. Anne bunu karnının biraz aşağıya indiğini söyleyerek tanımlar. Yağ birikiminden dolayı bebeğin diz, dirsek, boyun, bilek bölgelerinde katlanmalar oluşur. Bebeğin damağı sertleşir. Bu andan itibaren doğan bebekler genellikle bir sıkıntı yaşamaz.

 
ANNE

Otuz altıncı haftadan sonra haftalık muayeneler gerekir. Rahmin büyümesinin yapmış olduğu basıyla birlikte ağrılar artar. İdrar kaçırmaları olabilir. Uykusuzluk yakınmaları artar. Rahmin göğüs kafesine yaptığı bası nedeniyle göğüste sıkışma ve nefes darlığı yakınmalarında artış görülür. Bu dönemde doktorunuz tarafından, halk arasında çatı olarak isimlendirilen pelvis genişliğini değerlendirmek için vajinal muayene yapılır. Çatı doğum için müsait bile olsa, doğumun normal vajinal yolla mı yoksa sezaryenle mi olacağına, doğum esnasında yapılan muayene ve bebeğin kalp atımlarının takibi ile karar verilir. Bebek haftalık NST ile takip edilir

Bebeğinizin 36. haftadaki gelişimine ve doğuma yaklaşırken hayatınızdaki değişikliklere göz atalım.

Günde 450 gram civarında olmak üzere bebeğiniz kilo almaya devam ediyor. Boyu 46 cm dolaylarında olabilir. Vücudundaki tüyler ve onu amniyotik sıvıdan koruyan balmumuna benzeyen tabaka yavaş yavaş kayboluyor. Bu maddelerden az miktarda yutan bebeğinizi ilk bağırsak hareketleri sonucunda bu maddeler dışarıya atılacak.

Bu haftanın sonunda artık bebeğinizin normal doğum süreci başlayabilir. 37. hafta öncesinde doğan bebeklere erken doğan, 42 hafta sonrasındakilere ise geç doğan adı verilir. Bu haftalarda genellikle baş aşağı pozisyonda bulunacak. Ancak eğer ters duruyorsa doktorunuz onu ters çevirecek birkaç hareket uygulayabilir.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bebeğiniz çok fazla yer kapladığı için normalde yediğiniz porsiyonları bitiremeyebilirsiniz. Az ancak sık yemek  enerjinizi geri kazanmanızda yardımcı olacaktır. Bu dönemde nefes aldığınızda bebeğinizin aşağı doğru kaydığını hissedebilirsiniz. Buna bağlı olarak karnınızdaki baskı artabilir. Bazı hamileler bu durumu bacaklarının arasında bir top taşımaya benzetmektedir.

Doktorunuza gittiğinizde bebeğinizin tekmelerinden, sancılardan ve hareketlerden bahsedin. Özellikle hareket düzeninde yaşanan değişiklikler çok önemlidir ve hemen bildirilmelidir. Bunun yanı sıra sürekli baş ağrısı, karın ağrısı, ateş, vajinal kanama ve görme bozukluğu gibi durumlar da bir an önce doktora söylenmelidir.

Hamileliğin bu döneminden itibaren uzun yolculuklardan, uçağa binmekten kaçının. Nitekim doğumun başlama ihtimali oldukça yüksektir. Bazı havayolları tahmini doğum zamanı 30 gün içerisinde olan hamileleri uçağa kabul etmemektedir.

Şaşırtıcı Gerçekler: Doğumun Evreleri

İlk defa anne olacaklar için doğum ortalama 15 saat sürmektedir. Doğum 3 ana evreye ayrılır.

Birinci evre:

Sancıların başladığı ve rahim yolunun tamamen açıldığı evredir. Doğumun başladığı ilk zamanı kestirmek  pek mümkün değildir. Çünkü doğumun erken belirtileri bazen kendini göstermeyebilir. Birinci evrenin ilk bölümünde genellikle rahim boynu 4 cm kadar açılır. Bu aşamada aktif doğum başlamış demektir. Sancılar sıklaşır ve şiddeti artar. Aktif aşamanın ikinci kısmında rahim boynu 8-10 cm civarında açılır. Bu bölümdeki sancılar 2-3 dakika aralıklarladır ve çok şiddetlidir.

İkinci evre:

Rahim boynu tamamen genişlediğinde doğumun ikinci evresi başlar. Bu evre “itme” bölümüdür ve sürekli ıkınmanız gerekir. Bu evre birkaç dakika ile saatler arasında değişen bir zamana yayılabilir. Daha önceden normal doğum yaptıysanız daha kısa sürebilir.

Bebeğinizin başının çıktığı an en zorlu zamandır. Vücudunun en büyük kısmı olan başı çıktıktan sonra devamı daha kolay gelmektedir. Omuzlarının da çıkmasıyla kısa bir süre içerisinde bebeğinizin dışarıya çıkmış olacaktır.

Doğum anında çok karmaşık duygular içerisinde olabilirsiniz. Mutluluk, üzüntü, şaşkınlık, gurur ve daha pek çok hisle dolabilirsiniz.

Üçüncü evre:

Üçüncü evre bebeğin doğumuyla başlar ve plasenta tamamen atılana kadar devam eder. Bu evredeki sancılar genellikle çok hafiftir.

Haftanın aktivitesi

Bebeğinizin doğumunu bildireceğiniz kişileri listeleyin. Sosyal medya ağları sayesinde günümüzde bebeğin doğumunun bildirimi çok daha kolay olmaktadır.

Perşembe, 25 Temmuz 2013 20:57

Gebelik 35. Hafta

Gebeliğin 35. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

 
Özet

BEBEK

Otuz beşinci haftada bebeğin boyu yaklaşık 45- 46 cm, ağırlığı 2400 gram kadardır. Yağ dokusundaki artış belirgindir. Bebeğin kol ve bacakları tombullaşır. Erkek bebeklerde testisler dışarıya çıkışlarını tamamlamıştır. Bebek çok büyüdüğü için hareket edecek fazla alan kalmaz, bu yüzden bebeğin hareketi annenin canını acıtacak kadar sert olabilir. İşitme duyusu çok güçlüdür, etrafı çok rahat dinler. Akciğer ve diğer iç organlar neredeyse tamamen olgunlaştığı için bu haftadan itibaren doğan bebeklerde solunum sıkıntısı ve diğer problemler yaşanmayabilir.
 
ANNE

Bu haftaya kadar yaklaşık 10 kilo almış olmanız gerekir. Bebeğin iyice büyümesi ve ağırlığının da artmasıyla, annenin hareket kabiliyetinde azalma belirginleşir. Basit hareketler bile zorlaşır. Yürüyüşünüzü yapmaya özen gösteriniz. Anne, yorgun ve halsiz hissedebilir. Büyüyen rahim, mide pozisyonunu değiştirir. Ayrıca hamilelikteki hormonlarının etkisi ile gevşemiş olan mide üst kısmından yemek borusuna doğru, yoğun asit yapıda olan mide içeriği kaçışı olabilir. Reflü olarak adlandırılan bu durum, son ayına girmek üzere olan çoğu gebede ciddi boyuta ulaşır. Bu durumda antiasitler doktorunuz tarafından tavsiye edilebilir. Bebeğin hareketlerini takip etmelisiniz. Bebeğin hareketleri bebeğinizin sağlığı hakkında bize çok güzel bilgi verir. Bebek hareketlerinde azalma hissedilirse anne, kan şekerini artırıcı tatlı yiyecekler almalıdır. Bebeğin kan şekeri de yükseleceği için bebeğin aktivasyonu artar. Aynı zamanda bol su tüketmeniz de gerekir. Bebeğin hareketinde belirgin azalma varsa doktorunuza başvurun. Artık doğum çantanız hazır olmalıdır


Bebeğinizin 35. haftadaki gelişimi ve sizin hayatınızdaki değişikliklere göz atalım.

Boyu 45 cm.’yi geçen bebeğiniz artık rahat hareket edemiyor. Tekmelerinde azalma olmasa da rahim içerisinde rahatlıkla dönemiyor. Böbrekleri gelişimini tamamlamış bir halde işlevlerini sürdürürken karaciğeri de bazı atık maddelerini işlemeye başlıyor. Fiziksel gelişimi neredeyse tamamladığı için bu birkaç haftayı kilo almakla geçirecek.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Hamile kaldığınızda pelvisin içerisinde gizli kalmış olan rahminiz, artık göğüs kafesinin alt bölümüne değecek kadar büyük. Rahminizde amniyotik sıvının çok ufak kaldığı görülebilir. Sürekli idrara çıkma ihtiyacı da genişleyen rahminizin iç organlara yaptığı baskıdan kaynaklanmaktadır. Yaşanabilecek diğer sorunlar arasında hazımsızlık, gaz ve mide rahatsızlıkları bulunabilir.

Bu haftadan itibaren doktoru her hafta ziyaret etmeniz gerekecektir. 35-37 haftalar arasında doktorunuz vajinal ve rektal kültür analizi yapacaktır. Bu analiz B grubu streptokokları kontrol amaçlı yapılmaktadır. Bu bakteriler yetişkinlerde zararsızdır. Ancak doğum yoluyla bebeğinize geçtiğinde menenjit, kan enfeksiyonu veya akciğer iltihabına sebep olabilir. Hamilelerin % 10-30’luk kısmında görülen bu bakterinin belirlenmesi bu nedenle çok önemlidir. Eğer teşhis konulursa doğum sırasında yapılan antibiyotik enjeksiyonu sayesinde bebeğe bulaşma riski çok aza indirilmektedir.

Bu hafta doğum planı için ideal haftadır. Doğumda uygulanmasını istediğiniz ağrı azaltma yöntemine karar verebilir, doğumdan sonra nerede kalacağınızı ayarlayabilirsiniz. Doğum öngörülemez bir durumdur. Kesin zamanı bilinmediği için her an hazırlıklı olmak gerekir.

Hastaneye ulaştığınızda neler olacak?

1.Hastaneye gitmek için nasıl hazırlanmalıyım?

Doğumdan çok daha önce eşinizle birlikte hastaneye gideceğiniz rotayı belirleyin. Aracınızın en az 24 saat park alanında bırakacağınız için park edebileceğiniz yerleri gözden geçirin. Doğum yapacağınız hastaneye önceden giderek doğum anında en hızlı bir biçimde ilgili bölüme nasıl ulaşacağınızı öğrenin.

2. Hastaneye gittiğimde ne yapmalıyım?

Eğer hastaneye kaydınızı önceden yaptırdıysanız personelin size vereceği yönergeleri izleyin.Genellikle hastaneye girdiğinizde çok kısa süren bir kayıt işlemi yapılmaktadır. Ancak elbette acil durumlarda bazı prosedürler eşiniz tarafından da halledilebilecektir.

Hastaneye vardığınızda hemşirelerden biri sizi doğum odasına götürecek ve doğum hemşiresine teslim edecektir. Doğumun başladığına dair belirgin göstergeler yoksa sizi muayene odasına alacaktır.

Hemşire sizden idrar örneği isteyecek ve elbiselerinizi çıkartmanızı söyleyecektir. Bu süreç ardından kasılmaların ve sancıların sıklığı, ne zaman başladığı, suyunuzun gelip gelmediği ve vajinal kanamanız hakkında sorular soracaktır. Bebeğinizin hareketlerini, en son ne yediğinizi ve acı halinde ne yaptığınızı da bilmek isteyecektir.

Hastanedeki doktorlar sizin ve bebeğinizin kalp atışlarını kontrol edecektir. Hem karın hem de vajinal muayene yapacaktır. Eğer henüz aktif olarak doğum evresine geçmediyseniz sizi eve de gönderebilir.

Doğum başladığında ve doğuma alınırken ne olacak?

Yazılı bir doğum planınız yok ise doktorlarla tercih ettiğiniz doğum yöntemini ve ağrı kesici yöntemleri paylaşın.
Kan grubunuz ve olası enfeksiyonlar için kanınız alınacaktır. Eğer B grubu streptokok testi pozitif çıkarsa antibiyotik verilmesi gerekecektir.

Doğum sırasında ve öncesinde orada bulunan görevlilerden istekte bulunmaktan çekinmeyin. Nitekim, en ufak bir eşya bile doğumunuzu rahatlatabilir ve sıkıntılarınızı geçirebilir.

Haftanın aktivitesi

Bebeğiniz doğduktan sonra yiyeceğiniz yemekleri planlayın. Bozulmayacak nitelikteki yemeklerin pişirebilir ve buzlukta saklayabilirsiniz. Nitekim bebeğinizle eve geldiğinizde eğer yemek yapacak biri yoksa pek fazla vakit bulamayabilirsiniz.

Perşembe, 25 Temmuz 2013 20:56

Gebelik 34. Hafta

Gebeliğin 34. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

 
Özet

BEBEK

Otuz dördüncü gebelik haftasında bebeğin boyu yaklaşık 45 cm, ağırlığı 2150 gram kadardır. Bu haftada bebek uyurken göz kapaklarını kapatır ve uyandığında açar. Bebeğin cilt altı yağ dokusu artışı nedeniyle, bu haftaya kadar buruşuk görünen derisi düzgün ve gergindir. Bebeğin el tırnakları parmak uçlarına ulaşır. Kafa kemikleri oluşmuştur ama hala yumuşaktır. Bebek eliyle cisimleri sıkıca tutabilir. Bu haftada bebeğin akciğerlerinde sürfaktan yapımı yeterli miktara ulaşmış olabilir. Bu yüzden bu haftadan itibaren doğan bebeklerde solunum sıkıntısı ve diğer problemler daha az olabilir. Bebeğinizin bağışıklık sistemi gelişmektedir, basit ve hafif enfeksiyonlarla mücadele edebilecek yeteneği kazanmıştır. Bebekler son 2 ayda haftada yaklaşık 200 gr alabilirler.

 
ANNE

Bebek zaman içerisinde doğum şeklini aldığı için kasıklardaki baskı artar. Anne, bebeğin kafatasının aşağıda olduğunu ve kaçınılmaz baskısını hissedebilir. Bu baskı mesaneyi de etkileyeceği için sık idrara çıkma hissi ortaya çıkacaktır. Bununla birlikte vücuttaki şişlikler devam eder. Özellikle yüz bölgesinde, boyunda ve ellerde şişlikler görülebilir. Su içmeye devam etmeniz gerekiyor, yeteri kadar su içmeye özen gösterin. Hormonların etkisi ile göğüslerde süt üretimi başlar. Kasılmalar ve ağrılar devam eder. Uyumak gerçekten büyük bir sorun olur. Bu sorunu çözmek için ancak doğal yollar deneyebilirsiniz. Ilık duş, yatmadan önce süt ya da rahatlatıcı bitki çayları içmek ve hafif masajlar yaptırmak faydalı olabilir. Bu haftalarda halsizlik ve yorgunluk pek çok hamile kadının en önemli yakınmaları arasındadır. Uyuma güçlüğü, kilo artışı ve buna bağlı olarak hareket yeteneğinde azalma sorun yaşamanıza neden olacaktır.

Bebeğinizin 34. hafta gelişimi ve hayatınızdaki değişikliklere göz atalım.

Boyu 45 cm.’ye ulaşan bebeğiniz iri boy bir kavun büyüklüğüne sahip. Doğduğunda vücudunun ısısını koruyacak olan yağ katmanları gelişiyor ve cildinin altını dolduruyor. Cildi daha önce hiç olmadığı kadar yumuşak. Merkezi sinir sistemi ve akciğerleri gelişimine devam ediyor. Eğer erken gebelik endişeniz varsa 34-37 hafta arasında doğran bebeklerde genellikle pek sağlık sorunu yaşanmadığını bilmek sizi rahatlatacaktır. Bu haftalarda doğan bebekler küvezde çok kısa bir süre geçirdikten sonra normal hayata adapte olabiliyor.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bu hafta itibariyle yorgunluk yine kapınızda. Taşıdığınız yük düşünüldüğünde yorgun hissetmeniz oldukça normal. Sürekli tuvalete gitmek, uyurken ve otururken rahat pozisyonu bulamamak da dinlenmenizi engelleyen faktörler arasında yer alıyor.

Bu haftadan itibaren doğum için enerji depolamaya başlamalısınız. Uzun süre oturduğunuzda veya uzandığınızda ayağa kalkarken daha yavaş davranın. Aksi takdirde denge kaybı ve baş dönmesi yaşayabilirsiniz. Ayak ve bacaklarınızda biriken kan da tansiyonda düşmeye sebep olabilir. Ani hareketler yapmaktan kaçının.

Karın, kalça ve bacaklarınızda kırmızı kaşıntılı noktalar fark ediyorsanız "hamilelik alerjisi" denilen sorunla karşılaşmış olabilirsiniz. Hamilelerin yüzde 1’lik kısmında görülen hamilelik alerjisi zararsız ancak rahatsız edici bir durumdur. Ancak yine de belirtiler görülmeye başlandığında doktorunuza uğramanız önerilmektedir. Nitekim bu belirtiler başka bir rahatsızlığa da ait olabilir. Tüm vücutta görülen kaşıntı karaciğer problemine işaret edebilir.

Kocaman göbeğinizle yatakta dönmekte zorlandığınız bu günlerde saten çarşafları ve pijamaları tercih edin. Saten kumaşın kayganlığı ile hareket etmeniz kolaylaşacaktır.

Sezaryenle ilgili merak edilen 3 soru

Sezaryen ihtimali nedir?

Sezaryen planlı olabileceği gibi doğumda yaşanan sorunlar sebebiyle anlık verilen bir karar sonrasında da gerçekleştirilebilir. Dünya Sağlık Örgütü, doğumlarda %15 ila %18 arasında sezaryenle doğum olmasını normal kabul ederken, Türkiye'de sezaryenle doğum oranı devlet hastanelerinde ortalama %40, özel hastanelerde ise %70 dolaylarındadır.

Sezaryen hangi durumlarda gereklidir?

Rahim kanalınız genişlemediğinde, bebeğiniz doğum kanalında ilerlemeyi durduğunda veya bebeğin kalp atışlarında anormallik söz konusu olduğunda anlık bir karar ile sezaryen doğum gerçekleştirilebilir. Planlı bir sezaryen aşağıdaki koşullarda yapılır:

-Daha önceki doğumunuzda klasik diye bilinen dikey rahim kesisi ile sezaryen doğum yaptıysanız sezaryen gerekebilir. Yatay bir kesik ile sezaryen gerçekleştirildiyse sezaryen sonrası normal doğum için elverişli olabilirsiniz.

-Daha önce bu bölgede bir miyomektomi (kas) ameliyatı geçirdiyseniz sezaryen gerekebilir.

-İkiz veya daha fazla bebek söz konusu ile sezaryen tercih edilebilir.

-Bebeğiniz beklenenden daha büyükse, olması gerektiği pozisyondan farklı duruyorsa sezaryene başvurulur.

-Plasenta pervia olarak bilinen , plasentanın olması gereken yerden farklı bir şekilde konumlandığı durumlarda da sezaryen yapılır.

-Normal doğumda risk oluşturabilecek bir hastalığınız veya bebeğinizin bir sağlık sorunu varsa sezaryen tercih edilir.

Sezaryen doğumda neler olur?

Sezaryen doğum sırasında eşiniz de sizinle birlikte ameliyathanede kalabilir. Doktorlar bu ameliyat sırasında idrarı emmesi için bir sonda yerleştirecektir. Sezaryen doğumda epidural veya spinal blok yöntemiyle belden aşağı bölgeniz uyuşturulur ancak siz ayık bırakılırsınız. Önünüze konan bir ekran sayesinde yapılanları izleyebilirsiniz. Doktor bebeğe ulaşmak için kesik açmak durumundadır. Bebeği dışarı çıkarmadan önce onu birkaç saniyeliğine görebilirsiniz. Bebek dışarı alındıktan sonra kontrol edilirken sizin de dikişleriniz atılacaktır. Bu süreç genellikle 30 dakika sürer. Bu esnada eşiniz bebeği tutarak size gösterebilir.

Haftanın aktivitesi

B planı yapın!

Doğum beklediğinizden önce gerçekleşebilir veya hastanede daha fazla kalmanız gerekebilir. Bu tip beklenmedik durumlarda ailenizin hayatının düzeninin bozulmaması için mutlaka evinizin anahtarı bir arkadaşınızda bulunmalıdır. Evcil hayvanınızın bakımı, çiçeklerin sulanması ve faturaların ödenmesi en çok unutulan sorumluluklar arasında yer alır. Başka çocuğunuz varsa onların bakımını kimin üstleneceğini de düşünmeniz gerekmektedir.

Etiketler:

Perşembe, 25 Temmuz 2013 20:55

Gebelik 33. Hafta

Gebeliğin 33. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

 
Özet

BEBEK

Otuz üçüncü haftada bebeğin boyu yaklaşık 43 cm, ağırlığı 2000 gramdır. Akciğerlerine daha hızlı soluma hareketleri yaparak amnion alıp verir. Bu soluk alıp verme sürfaktan yapımını hızlandırır. Bebeğiniz duyabilir, hissedebilir ve görebilir. Otuz üçüncü hafta amnion sıvısının en fazla miktara ulaştığı haftadır. Bu haftadan sonra amnion sıvısı hafif azalmaya başlar. Amniotik sıvı bebeğin idrarından oluşur ve her 3 saatte bir yenilenir. Bebek idrar yaparak oluşturduğu amnion sıvısını yutarak ve cildinden emerek sürekli yeniler. Ciltte pembe renk değişikliğine neden olan yağ depolanması, aynı zamanda doğum sonrası vücut ısısının korunmasını da sağlar. Bebeğin bağışıklık sistemi gelişir ve bu doğuma kadar devam eder.
 
ANNE

Bu haftadan itibaren bebek hızla kilo almaya başlar. Bebeğin hıçkırıklarını hissedebilirsiniz. Bebeğinizin artan kalori, vitamin ve kalsiyum gibi mineral gereksinimi nedeniyle, süt ve süt ürünlerini düzenli kullanmaya özen göstermelisiniz. Rahimin büyümesine bağlı sırt ve bel ağrıları artabilir.

Annede de hızla kilo almaya başlar. Bu dönemde hızlı ve aşırı kilo alımı ile birlikte 2-3 gün içerisinde yüzde elde ve bacaklarda da aşırı şişme, ensede ve başta şiddetli baş ağrısı, gözde sinek uçuşması hissi, karın ağrısı, bulantı–kusma olması durumunda gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) olabileceğinizden, acilen doktorunuza başvurmanız gerekir. Preeklampsi, tansiyon yükselmesi, idrarda protein ve vücutta şişmeyle seyreden ciddi bir durumdur.

Gebeliğin 33. haftasında bebeğinizin gelişimine ve sizin yaşayacağınız değişikliklere göz atalım.

Bebeğinizin 33. haftadaki gelişimine ve sizin yaşayacağınız değişikliklere göz atalım.

Bebeğiniz 33. haftada büyük boy bir ananas büyüklüğüne ulaşıyor. Kemikleri güçleniyor ve yağ dokusunun gelişmesi ile cildindeki kırışıklıklar da azalıyor. Bebeğinizin kafatasında bulunan kemikler henüz tam sertliğe ulaşmadı. Bu sayede doğum kanalına rahatça sığabiliyor ve doğumu kolaylaştırıyor. Kemiklerinin sertleşmemiş olması sebebiyle ve baskı ile doğumun hemen sonrasında bebeğinizin başı biraz garip görünebilir. Bu durum geçicidir ve ileri dönemlerde başının şekli de değişecektir.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bebeğiniz karnınızın içini doldururken hayatınızda da pek çok şey değişiyor. Göbeğinizin büyümesiyle birlikte yürüyüş şekliniz komik bir hal alabilir. Oturmak, uzanmak ve uyumak zorlaşabilir. Nitekim göbeğinizi rahat ettirecek bir pozisyon arayışına gireceksiniz. Evinizde veya dışarıda yürürken göbeğinizin sürekli bir yerlere çarpması da en sık rastlanan durumlar arasındadır.

Hamileliğin bu döneminde parmaklarınızda, bileklerinizde ve ellerinizde uyuşma görülebilir. Vücudunuzdaki diğer dokular gibi bu bölümlerde de sıvının tutulması söz konusu olabilir ve karpal tünelinde baskı artar. Karpal tüneli el bileğinde bulunan kemikli bir kanaldır. Bu tünel içerisinde bulunan sinirler sıkışmaya uğradığı için uyuşukluk görülebilir. Bileğinizi sabit tutmak için atel takabilirsiniz. İşinizde sürekli elinizi kullanmak zorundaysanız ve rutin el hareketleri söz konusuysa kısa aralıklarla ellerinizi gevşetmeniz gerektiğini unutmayın.

Kendinizi çekici hissedebilirsiniz

Hamilelerin çoğu bu dönemde kendilerini daha seksi ve çekici hissetmektedir. Hamilelerin eşleri de bu görüşe katılmaktadır. Genellikle suyunuz gelene ve doğum başlayana kadar cinsel ilişkiye girilebilir. Ancak yine de kişisel bir sorun olup olmadığını doktorunuzla konuşarak belirlemeniz gerekmektedir. Bazı gebeliklerde cinsel ilişkiden uzak durulması gerekebilir.

Cinsel ilişkiden kaçınılması gereken gebelikler

Plasentanın rahim içerisinde anormal bir yerde konumlanması
Açıklanamayan vajinal kanama ve anormal akıntı
Karın krampları
Rahim boynuyla ilgili sorunlar
Suyun gelmesi
Genital Herpes sorunu
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar

Bebeğinizin hareketleri ve takibiyle ilgili 3 soru

1.Bebeğim ne sıklıkla hareket eder?

Son aya gelindiğinde bebeğinizin hareketlerinde artış olması beklenmektedir. Her bebeğin hareketleri birbirinden farklıdır. Bu hareketlerde büyük farklılıklar yaşanmadığı takdirde normal olarak nitelendirilebilir.

2.Bebeğimin tekmelerini takip etmem gerekir mi?

Bebeğin güvende olduğunu hissedebilmeniz için 28 hafta sonrasında tekmelerinin takip edilmesi önerilmektedir. Bebeğinizin hareketlerini hissetmek için oturup beklemeniz gerekmektedir. Hareket etmeden uzandığınızda veya oturduğunuzda kıpırtılar ve tekmeleri rahatlıkla hissedebilirsiniz. Bu durumda iken 2 saat içerisinde en az 10 farklı hareket hissetmeniz gerekmektedir. Eğer bebeğiniz sabit durmanıza rağmen hareket etmiyorsa doktoru aramanız önerilmektedir.

3.Bebeğimin hareketleri yavaşladıysa veya değiştiyse ne yapmalıyım?

Bebekler farklı şekillerde hareket ederler. Hareket düzenleri de farklıdır. Ancak bu farklılığın da kendi içerisinde bir tutumu vardır. Eğer hareket halindeki bebeğiniz bir anda sakinleştiyse veya hareketleri arttıysa doktorunuza danışmanız önerilmektedir.

Haftanın aktivitesi

Bebeğiniz doğmadan önce size hediye edilen her şeyi yıkamanız gerektiğini unutmayın. Oldukça hassas bir cilde sahip olacak bebeğinizin tahriş olmaması ve mikrop kapmaması için cildine uygun çamaşır deterjanı kullanmaya özen gösterin.

Perşembe, 25 Temmuz 2013 20:17

Gebelik 32. Hafta

Gebeliğin 32. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler


Özet

BEBEK

Otuz ikinci haftada bebeğin boyu 42 cm, ağırlığı 1700 gram kadardır. Erkek bebekte testisler aşağı iner. Bu haftada bebek doğum pozisyonunu almalıdır. Başı aşağı iner ve normal doğum pozisyonunu alır. Bebek günün önemli bir kısmını uyuyarak geçirir. Rüya görebilir. Bebeğin saçları iyice uzar. Bebeğin hareketleri çok belirgindir. Cilt altı yağ dokusu gelişmeye devam eder ve cilt pembeleşir. Tırnakları parmak ucuna kadar uzar.

 
ANNE

Bu haftaya kadar yaklaşık 8-9 kg almış olmanız sağlıklıdır. Çalışan annelerin doğum öncesi izni bu haftadan itibaren başlayabilir. Eğer siz çalışmak isterseniz ve doktorunuz uygun görürse 37. haftaya kadar çalışabilirsiniz. Ve bu beş haftalık süre doğum sonrası izninize eklenebilir. Rahminizin hızla büyümeye devam etmesine bağlı, karın cildinde gerginlik daha çok hissedilir. Bu nedenle cilt nemlendiricilerini düzenli olarak kullanmalısınız. Gebeliğin 32. haftası bebeğin doğum şeklini almaya başladığı zamandır. Genellikle baş aşağı iner. Bu da anneyi daha zorlar.
 

Bebeğinizin 32. hafta gelişimi ve hayatınızda yaşayabileceğiniz değişikliklere göz atalım.

Bebeğinizin hızla büyüyen boyu ve kilosu sayesinde rahminiz de genişliyor. Bebeğinizin doğumdaki kilosunun 1/3ünü son 7 haftada almış olacak. Bu hafta bebeğinizin el ve ayak tırnakları gelişirken gerçek saçları da çıkıyor. Altındaki yağ tabakasının gelişmesiyle teni de yumuşuyor.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bebeğinizin artan ihtiyaçlarını karşılamak için doğumdan itibaren vücudunuzdaki kan miktarı % 40-50 arttı. Bu hacim artışıyla birlikte rahminiz diyaframa ve mideye baskı uygulayabilir. Bu baskının sonucu olarak ise nefes darlığı ve mide yanması görülebilir. Söz konusu durumlardan şikayetçiyseniz yastığınızı dik konuma getirerek uyumayı ve daha ufak porsiyonlar yemeyi deneyebilirsiniz.
Hamileliğiniz sona yaklaştıkça belinizdeki baskı da artacaktır. Bel ağrıları sebebiyle uykusuz kalabilir ve hareket etmekte zorlanabilirsiniz. Bu durumla ilgili doktorunuzla konuşmanız gerekmektedir. Nitekim aniden ortaya çıkan bel ağrısı erken doğumun belirtisi olabilir.

Erken doğum söz konusu değilse bel ağrısının sebebi büyüyen rahminizdir. Vücudunuzun ağırlık merkezi değiştiği için duruşunuz da değişir ve buna bağlı olarak belinize fazla yük biner, karın kaslarınız zayıflar.

Hamilelikte yaşanan hormonal değişiklikler ise eklem ve dokuların gevşemesine neden olur.Hamilelik ilerledikçe yürümek, kalkmak, eğilmek kısacası hareket etmek daha zor hale gelebilir. Hareket etmek zor olsa da hareketsiz durmak önerilmemektedir. Ufak egzersizler ve düzenli sporile kaslarınızı çalıştırmanız doğum ve bebeğiniz için çok önemlidir.

Doğum odasında kim olacak?

Doğumunuz yaklaştıkça aklınızda pek çok soru olacaktır. Bunlardan birisi de doğum esnasında yanınızda kimin olacağıdır.

Oldukça önemli bir deneyim olan doğum sırasında yanınızda sizi rahatlatacak bir arkadaş, eşiniz veya aileniz olabilir.

Yapılan anketlere göre anne adaylarının % 44’ü sadece eşinin doğum odasında bulunmasını istiyor. % 37’si aileden bir kişinin de orda olmasını tercih ederken % 16’sı bir arkadaşını da çağırıyor. Anne adaylarından %3’ü ise doğumhanede bir danışman veya doğum koçu bulundurmayı istiyor.

Doğumda yanınızda olacak kişiyi siz seçmelisiniz. Ailenizden yanınızda olacak kişiyi seçerken saygı göstermelerini talep edebilirsiniz.

Hamileliğin son dönemlerinde beslenme

Hamileliğin 32. haftasında hamile bir kadın günlük olarak fazladan 300 kaloriye ihtiyaç duyar. Ancak aldığınız kaloriler kaliteli olmalıdır. Gereksiz gıdalarla hamileliğinize fayda sağlayamazsınız. Tam tahıllı besinler, meyveler, sebzeler ve bakliyatlar tercih edilmesi gereken yiyeceklerdir.

Hamileliğin her haftasında yeteri miktarda protein almak da çok önemlidir. Protein hücre bölünmesini destekler ve fetüsün doğru bir şekilde gelişmesini sağlar. Proteini hayvansal ve bitkisel kaynaklardan temin edebilirsiniz.

Sağlıklı her insanın enerji üretebilmesi için karbonhidratlara ihtiyacı vardır. Kalori alımının arttığı bu hafta karbonhidratlara  daha fazla önem vermeniz gerekecektir.

Hamilelik söz konusu olduğunda anahtar elementlerden biri de folik asittir. Hamile kadınların günde 600 mg folik asit alması gerekmektedir. Folik asit mısır gevrekleri, ekmek ve meyve sularında bol miktarda bulunur.

Hamileliğin 32. haftasında anne adayları demir eksikliğine bağlı anemi riski altındadır. Bu nedenle demir alımına önem vermek gerekir. Balık, et ve yeşil yapraklı sebzeler demir açısından oldukça zengindir.

Bu haftanın aktivitesi

Hamileliğin son döneminde planlı programlı olmakta fayda vardır. Kesin doğum zamanı bilinmediğinden bu haftalarda hazırlıkların tamamlanması kendinizi rahat hissetmenizi sağlayacaktır.

Bebeğin doğumundan itibaren ilk haftalarda size yardımcı olacak kişilerin listesini çıkarın.

Size yemek yapacak ve evinizde yardımcı olacak aile bireylerini belirleyin.

Market alışverişinde, büyük çocuklarınızın bakımında arkadaşlarınızın ve ailenizin yardımına ihtiyaç duyacaksınız.

Perşembe, 25 Temmuz 2013 20:17

Gebelik 31. Hafta

Gebeliğin 31. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

 Özet


BEBEK

Otuz birinci haftada bebeğin boyu 41 cm, ağırlığı 1500 gram kadardır. Bebeğin kilo alması boy uzamasından daha fazla olur ve bebeğin görüntüsü cilt yapısı yeni doğan bebeğin görüntüsüne çok yakındır. Bebeğin akciğerleri ve sindirim sistemi hemen hemen tamamen gelişmiştir. Bebeği beyin gelişimi de hızla devam eder. Bebeğin göz bebeği ışığa reaksiyon verir. Gözlerini sıkça açar kapar. Kemik gelişimi hızlanan bebeğin kalsiyum ihtiyacı artar.

 
ANNE

Rahmin karın boşluğunda bulunan damarlara yaptığı baskıya bağlı olarak uzun süre ayakta kalma ve hareketsizlik nedeniyle ayak bileklerinde ödeminiz olabilir. Bu nedenle uzun süre hareketsiz olarak aynı pozisyonda kalmamalı ve kısa topuklu (2-3cm) olan ortopedik ayakkabılar ve bedeninizi sıkmayan geniş kıyafetler tercih etmelisiniz. Özellikle bu dönemde yürüyüşün size ve gebeliğinize çok faydası olacaktır. Bebeğin en hareketli zamanı 30-32. haftalardır. Daha sonra yeri daralıp, amnion sıvısı da azaldığı için hareketleri belki daha az, fakat daha kuvvetli ve rahatsız edici olabilir.

Gebelik 31. Haftada bebğin başı büyük bir atakla büyüyor ve cildinin altındaki yağ tabakası da gelişimini sürdürüyor.


Bebeğinizin 31. hafta gelişimine ve hayatınızda yaşanan değişikliklere göz atalım.

Bebeğiniz 4 orta boy portakalın ağırlığına ulaştı. Bu hafta başı büyük bir atakla büyüyor ve cildinin altındaki yağ tabakası da gelişimini sürdürüyor. Başını sağa sola hareket ettirebilen bebeğinizin bacakları, kolları ve vücudu da hızla büyüyor. Sürekli hareket ettiği için uyumakta zorlanabilirsiniz. Tekmeler artabilir ve sizi sürekli uyanık bırakabilir.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Rahminizdeki kaslar gittikçe gerginleşiyor. Hamileliğin ikinci yarısından itibaren görülen bu kasılmalar genellikle 30 saniye kadar sürer. Düzensiz olan bu kasılmalar ağrı veya rahatsızlık yaratmaz. Ancak düzenli aralıklarla görülen kasılmalar erken doğumun habercisi olabilir. Bu kasılmaları yakından takip edin ve düzenini belirleyin. Eğer çok düzenli bir şekilde meydana geliyorsa mutlaka doktorunuza danışın. Saatte 4 ve daha fazla kasılma doktoru aramanız gerektiğinin habercisidir.

Erken doğumun diğer belirtileri

Artan vajinal akıntı
Karın ağrısı
Adet benzeri kramplar
Alt karın bölgesinde artan baskı
Bel ağrısı

olarak sıralanabilir.

Hamileliğin son döneminde göğsünüzden ön süt sızıntısı olabilir. Elbiselerinizin kirlenmesini önlemek için ufak pamuklu pedleri sütyenin iç kısmına yerleştirebilirsiniz. Sütyeniniz sıkı geliyorsa emzirme sütyenlerinden alabilirsiniz. 1 beden büyük almaya özen gösterin. Bu sayede koyacağınız pedler göğsünüzü rahatsız etmeyecektir.

Bebeğiniz erkek olacaksa doğum sonrasında sünnet ettirmeyi tercih edebilirsiniz. Doktorunuzla bu konu hakkında konuşun. Eşinizle birlikte doğumun hemen sonrasında mı yoksa daha ileriki bir yaşta mı sünnet ettireceğinize karar verebilirsiniz.

Doğumda ağrı kesici yöntemlere karar verirken

Doğum yaparken tek bir doğru yöntem yoktur. Her hamilelik birbirinden farklı olduğu için kişiye özel tıbbi yöntemler mevcuttur. Bu yöntemlerin yanı sıra kişinin kendini iyi hissetmesi de çok önemlidir.

Hamilelerin bazıları doğum sürecinin tamamen doğal olması gerektiğine inandığı için acıya rağmen ağrı kesici kullanmadan doğum yapmayı tercih etmektedir.

Doğumdaki sancılardan korkuyorsanız eşinizle birlikte doğum seanslarına katılabilirsiniz. Bu derslerde sizi rahatlatacak hareketlerle ilgili bilgi alabilir, rahatlama tekniklerini öğrenebilirsiniz.

Hamilelerin büyük bir kısmı ağrı azaltıcı epidural yöntemi tercih etmektedir. Epidural, belin alt kısmını rahatlatan ancak sizi bayıltmayan bir yöntemdir. Doktorunuzla ilgili bu konuda bilgi alabilir, epidural doğumu tercih edebilirsiniz.

Haftanın aktivitesi

Doğum çantanızı hazırlamanız için henüz erken. Ancak içerisinde koyacağınız eşyaların bir listesini yaparak alışverişe çıkabilirsiniz. Doğum çantasına aşağıdaki eşyaları koyabilirsiniz:

Doğum esnasında odaklanabileceğiniz bir nesne veya fotoğraf sayesinde acıyı unutabilirsiniz.

Enerjinizi arttıracak atıştırmalıklar, naneli sakızlar veya şekerler

Rahat terlik ve çoraplar

En sevdiğiniz yastığınız

Okuması rahat bir kitap

Emzirmek için bir gecelik ve sütyen

Bebeğinizi eve götürürken giydireceğiniz kıyafetler

Kamera ve fotoğraf makinesi

Perşembe, 25 Temmuz 2013 20:17

Gebelik 30. Hafta

Gebeliğin 30. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

 
Özet


BEBEK

Otuzuncu gebelik haftasında bebeğin boyu 40 cm, ağırlığı 1300 gram kadardır. Kemik iliğinde kırmızı kan hücreleri yapımı başlar. Bebek büyüdüğü için hareket alanı daralır, bu nedenle hareketleri eskisi kadar sık değildir, ancak daha güçlü hissedilir. Bebeğin el ve ayak tırnakları uzamaya devam eder. Bebek gözlerini açıp kapatma hareketlerini sıkça yapar. Bebek etrafının farkına varmaya başlar. Bebeğin damağının altında kalıcı dişleri gelişmiştir. Bebeğin gözyaşı bezinde gözyaşı yapımı başlar. Bebeğin cildinde erken dönemlerde ortaya çıkan ve lanugo adı verilen yumuşak ince tüyler yavaş yavaş kaybolur.

ANNE

Uyuyamamak ve mide yanmaları sık görülen problemlerdir. Zaman zaman kasıklarınızda bir ağrı ya da kasılma (Braxton Hicks kontraksiyonları) hissedebilirsiniz..

Hamileler arasındaki en yaygın korku hastaneye yetişememe korkusudur.


Gebelik 30. Hafta
Bebeğinizin 30. hafta gelişimi ve vücudunuzda yaşanan değişikliklere göz atalım.

Tepeden tırnağa 40 cm civarında olan bebeğiniz iri boy bir lahana büyüklüğünde. Etrafında bulunan ufak bir parça amniyotik sıvı gittikçe hacim kaybediyor. Bebeğiniz geliştikçe de büyümeye devam edecek olan bu sıvı bebeğinize rahim içerisinde yer açıyor.

Bebeğinizin görme duyusu henüz çok keskin olmasa da hızla gelişimine devam ediyor. Doğum sonra da devam edecek bu gelişme sebebiyle bebeğiniz zamanının büyük kısmında gözleri kapalı olarak büyüyecek. Bebeğiniz gözlerini açık tutmaya başladığında ise sadece çok yakın mesafedeki nesneleri seçebilecek. Normal bir insanın görme yetisine sahip olması için ise belirli bir sürenin geçmesi gerekecek.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bugünlerde kendinizi dengesiz ve sakar hissedebilirsiniz. Uykusuzluk çekebilirsiniz. Denge kaybının sebebi elbette büyüyen göbeğinizle birlikte değişen ağırlık merkezidir. Hormonal değişiklikler sebebiyle de gevşeyen bağ doku ve eklemleriniz dengenizi kaybetmenize neden olabilir.

Bağ dokunun değişmesi sebebiyle ayaklarınız büyüyebilir. Bu dönemde yeni ayakkabılar almanız gerekebilir. Tüm bu rahatsızlıklar ve şikayetler sebebiyle ruh halinizde de değişiklikler gözlemlenebilir. Duygusal bunalımlar yaşadığınız geçici dönemler normaldir. Ancak bu durum geçmiyorsa mutlaka doktorunuzu görmeniz gerekmektedir. Unutmayın, siz mutlu olduğunuz müddetçe bebeğiniz de rahat bir şekilde gelişimine devam edecektir.

Doğumla ilgili genel korkular

Doğum yaklaştıkça geriliminiz artıyor mu? Kesinlikle yalnız değilsiniz! İşte hamileler arasında oldukça yaygın olan korkular ve sizi rahatlatabilecek bazı bilgiler.

Bu acıya dayanabilir miyim?

Yapılan bir ankete göre son 3 aylık dönemdeki anne adaylarının her 5’inden 1’i çekecekleri acıdan çok korkuyor. Hamilelerin çoğu kesinlikle ağrı kesici bir müdahaleyi tercih edeceklerini tahmin ederken doğum sırasında epidural yönteme başvurmaktadır. Hamilelerin bir kısmı ise ilaç kullanmadan doğum yapma taraftarıdır. Bu ağrı ve acıları rahatlama yöntemleriyle aza indirmeye çalışırlar. Çoğu zaman bu yöntemlerin işe yaradığı ve doğumu kolaylaştırdığı görülmüştür.

Epizyotomi gerekli mi?

Epizyotomi, doğumun gerçekleşmesi için yeterli vajinal açıklık meydana gelmediğinde yapılan, anüs ve vajina arasında doğumdan önce açılan bir kesiktir. Bazı hamilelerde bu bölge doğum esnasında kendiliğinden yırtılabilir. Bu yırtıklar belirsiz olabileceği gibi dikiş atılmasını gerektirebilecek durumlarda da olabilir. Bazı uzmanlar epizyotomi zorunluluğu bulunmadığını ve doğumdan 5 hafta önce bu bölgeye yapılacak düzenli masajların faydalı olacağını belirtmektedir.

Doğum esnasındaki bağırsak hareketleri

Kadınların %70’i doğum esnasında artan bağırsak hareketleri sonucunda istemsiz olarak tuvaletlerini yapacaklarından korkar. Anketlere göre % 39’luk bir kısım bu durumu yaşamıştır, ancak oldukça normal karşılanacak bu durumdan yalnızca % 22’lik kısım utanç duymuştur. İnanması zor olsa da böyle bir durum karşısında profesyonel olan doktorlar ve hemşirelerin göz bile kırpmayacağından emin olabilirsiniz.

Yapılan müdahalelerin hepsi gerekli mi endişesi
Doğumunuzda size yardımcı olacak doktorunuz hamileliğinizin başından beri görüştüğünüz profesyonel biri olacağı için bu endişe nadirdir. Doktorunuz sizin ve bebeğiniz için en doğrusuna karar vermekle yükümlüdür. Ancak yine de güven konusunda endişeli iseniz bir gebelik ve doğum asistanı doğumunuz esnasında sizin danışmanınız olarak bulunabilir.

Sezaryen yaptırmak zorunda kalırsam

Her 5 kadından biri doğum esnasında sezaryen yaptırmak zorunda kaldığı için bu endişe çok da yersiz değildir. Normal doğuma odaklanmış, dersler almış ve en ideal doğumun normal doğum olduğuna hamileliği boyunca hazırlanmış bir anne adayının sezaryen ile doğurmak zorunda kalma korkusu anlayışla karşılanmalıdır. Bazı anne adayları sezaryenle doğurdukları için kendilerini tam bir kadın gibi hissetmediklerini söylemektedir. Tüm bu düşüncelerden ve endişelerden diğer annelerin tecrübelerini öğrenerek kurtulabilirsiniz. Doğumun ne kadar mucizevi bir olay olduğunu ve genellikle ufak sürprizlerle yaşandığını gördüğünde endişeleriniz azalacaktır.

Hastaneye yetişemezsem korkusu

Hamileler arasındaki en yaygın korku hastaneye yetişememe korkusudur. Evde veya yolda doğum yapmak zorunda kalmak elbette istenmeyen bir durumdur. Ancak özellikle ilk doğumlarda evde doğum çok nadir görülür. Yine de bu korkudan sıyrılamıyorsanız mutlaka doktorunuzla konuşmalı ve böyle bir durumda yapılması gereken basit müdahaleleri öğrenmenizde fayda vardır.

Haftanın aktivitesi

Hamileliğiniz boyunca size her konuda destek olan eşinizle birlikte bebeğiniz için bir şeyler yapmaya ne dersiniz? Böylece kendisini gerçekten baba gibi hissetmesine de yardımcı olabilirsiniz.

Perşembe, 25 Temmuz 2013 20:17

Gebelik 29. Hafta

Gebeliğin 29. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

 Özet

BEBEK

Yirmi dokuzuncu gebelik haftasında bebeğin boyu yaklaşık 38-39 cm, ağırlığı 1150 gramdır. Bebeğin bağışıklık sistemi gelişmeye başlar ve bu doğum sonrası anne sütündeki antikorlarla daha da gelişecektir. Bebeğin beyni, bebeğin yaşamsal olaylarını, yani nefes alıp vermesini ve kendi vücut ısısını kontrol edebilecek kadar gelişmiştir. Cilt altında yağ depolanması devam eder. Gözlerini sağa sola hareket ettirebilir. Bebeğin görme, işitme, koku ve tat alma gibi duyuları iyice gelişir Bebeğiniz artık sizin sesinizi tanıyabilir. Kemik iliği kan hücreleri yapımını gerçekleştirebilir. Bebek günde yaklaşık 500 mililitre idrar yapar ve bu idrar amnion sıvısına karışır. Bu haftalarda doğan bebeklerde hala solunum sıkıntısı yaşanır.

 
ANNE

Bu haftalarda, rahmin de iyice yukarı çıkmasıyla diyaframa yapılan basının artması nedeniyle nefes darlığı artabilir. Midede yanma hissi olabilir. Bacaklarda kramplar gelişebilir. Buna hafif masajın faydası olur. Bu kramplar artarsa kalsiyum eksikliği akla gelmelidir. Bu durumda kalsiyum ve magnezyum takviyesi yapılmalıdır. Bu haftalardan itibaren el parmaklarınızdaki ödem ellerinizi yumruk yapmanızı zorlaştırabilir. Yüz ve ellerdeki şişmeler aşırıysa mutlaka doktorunuza başvurun. Bu dönemde en güzel egzersiz yürüyüş ve yüzmedir. Ciltteki gerilmeler bağlı olarak karında kaşınmalar olabilir. Nemlendirici kremlerin faydası olur.

Gebeliğin 29. haftasında bebeğin akciğerleri ve kasları gelişimini sürdürmektedir.
Bebeğinizin 29. hafta hamileliğine göz atalım.

Bu hafta bebeğinizin akciğerleri ve kasları gelişimini sürdürüyor. Beyni büyümeye devam ettiği için doğru orantılı olarak kafatası da genişliyor. Bebeğinizin gerekli vitamin ve mineralleri alabilmesi için bol miktarda protein, C vitamini, folik asit ve demir almanız gerekiyor. Bebeğiniz vücudunuzdaki kalsiyumu adeta emdiği için bol bol süt içmeye ve kalsiyum içeren süt ürünlerini tüketmeye özen gösterin. Bu son 3 aylık dönemde bebeğinizin gelişen kemikleri için her gün 250 mg kalsiyum gerekli olacaktır. Doktorunuza danışarak ve besinlerin kalsiyum değerlerini takip ederek, bu ihtiyacı karşılamaya özen gösterin.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bebeğinizin yerinde duramadığını fark etmiş olmalısınız. Bu dönemde bebeğinizin hareketleri yakından takip etmek, kaç kez tekmelediğini saymak büyük önem arz eder. Doktorunuz tekme sayılarını düzenli olarak kayıt etmenizi isteyebilir. Bebeğinizin normal gelişim sürecinde olup olmadığının tespiti için bu çok önemlidir.

Bu dönemde mide yanması ve hazımsızlık baş gösterebilir. Hamilelik hormonu progesteron hormonunun salgılanmasına bağlı olarak kaslar gevşer. Bu gevşemeden sindirim sisteminde bulunan kaslar da etkilenir. Yavaşlayan sindirim sonucunda hazımsızlık ve mide yanması görülebilir. Mide yanması genellikle ağır ve büyük porsiyon yemeklerden sonra görülür. Bu nedenle az porsiyonlar şeklinde daha sık yemek yemeniz önerilmektedir. Lif açısından zengin besinler ve bol su içmek de hazımsızlığa karşı etkilidir.

Hamilelik döneminde en sık görülen rahatsızlıklardan biri hemoroittir. Hemoroidin başlıca sebebi büyüyen rahimdir. Rektal bölgede görülen bu şişmiş kan damarları, doğumdan birkaç hafta sonra kaybolacaktır. Hemoroit uzun süre oturmak ve ayakta kalmak sonucu da görülür. Hemoroit sıradan bir sorun olsa da ileri aşamalara da taşınabilir. Kanama söz konusu olduğunda mutlaka bir doktora görünmeniz gerekmektedir.

Hamilelerin bazılarında sırtüstü hipotansiyon sendromu adı verilen bir durum ortaya çıkabilir. Bu kişiler sırtüstü uzandığında kalp atışları ve tansiyonlarında değişiklik gözlemlenir. Pozisyon değiştirilene kadar da bu rahatsızlık durumu ve baş dönmesi devam eder. Yan yatmak, aniden ayağa kalkmaktan kaçınmak ve daha yavaş hareket etmek önerilmektedir.

Doğum iznine ne zaman çıkılmalıdır?

Doğum izni, çalışan anne adaylarının kendilerini hazır hissetmelerine bağlıdır. Ülkemizde doğum izni genellikle doğum öncesi 8 ve sonrası 8 hafta olarak uygulanmaktadır. Ancak bu izinler çalışılan kurumun kurallarına, hamilelerin doğum öncesinde izin almayıp bunu sonrasında kullanma kararlarına bağlı olarak değişebilmektedir. Çoğul gebeliklerde de doğum izni uzayabilmektedir.

Doğum iznine ne zaman çıkmanız gerektiğine dair kesin bir yargı söz konusu değildir. Nitekim, her gebelik birbirinden farklı seyreder. Bazıları hamileliğin 7-8. ayında işi bırakırken bazıları son ana kadar çalışmayı sürdürebilir. Doğum iznine ne zaman ayrılacağınızı doktorunuz ile birlikte yapılan tetkikler sonrasında kararlaştırabilirsiniz.

Doğum iznine kurumların bakışı

Doğum izni konusunda genellikle tüm kurumlar oldukça anlayışlıdır. Ancak elbette bazı istisnai vakalar da söz konusu olabilir. Sizden önce doğum iznine ayrılmış kişilerin tecrübelerinden faydalanabilir, insan kaynakları departmanı ile görüşerek hukuki haklarınızı öğrenebilirsiniz.

Ücretli iznin yanı sıra ücretsiz izine de çıkabileceğiniz ve bu sürenin ne kadar olduğu konularını iyice araştırın. Aile bütçeniz ücretsiz izine elverişli ise bu konuyla ilgili departmanları mutlaka bilgilendirmeniz gerekecektir. Hamileliğin son dönemlerinde veya doğumdan sonraki süreçte evden çalışma ve işlerinizi kontrol altında tutma imkanınız varsa izin konusunu daha rahat halledebilirsiniz. Kısacası hukuki olan hakkınızı alırken dahi sorun yaratmak yerine çözüm üretmeye çalışmak, işinizi kaybetme korkusundan sıyrılmanıza yardımcı olacaktır.

Bu haftanın aktivitesi

Doğum izni ile ilgili eşinizle oturup bir plan çıkarın. İşten ayrılmanızın gerekebileceği durumlarda bütçenizin nasıl etkileneceği, buna bağlı olarak ne şekilde hareket etmeniz gerektiğini kararlaştırın. Doğum izni sona ermesine rağmen bebeğinizi bırakarak işe gitme fikri size uzak gelebilir. Bu gibi bir durumda ne kadar süreli ücretsiz izne çıkabileceğinizi hesaplayın.

Bu dönemde doğumun ilk haftasında ihtiyacınız olacak eşyaları ve malzemeleri almanızı öneririz. Bebeğinizi bırakıp dışarıya dahi çıkamayacağınız ilk haftalarda bu sayede telaştan uzak yaşayabilirsiniz.

İşte ilk hafta mutlaka ihtiyacınız olacak eşyalar:

Bebek bezi

Tırnak makası, emzik ve termometre

Bebeğinizin hassas cildine uygun deterjan

Kendiniz için ped

Islak mendil, kağıt havlu gibi temizlik gereçleri

Perşembe, 25 Temmuz 2013 20:17

Gebelik 28. Hafta

Gebeliğin 28. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

 Özet

BEBEK

Yirmi sekizinci haftada bebeğin boyu 37 cm, ağırlığı 1000 gram kadardır. Bu haftada yağ ve kas dokusu artışı devam eder. Kilosu artar. Kaslar gelişimini tamamlar. Saçlar uzamaya devam eder, kaş ve kirpikler belirginleşir, Göz kapağı hareketleri tamamlanmıştır. Kulaklara giden sinirlerin gelişimi tamamlandığı için yedinci ayın sonuna doğru, seslere verdiği tepki daha da artar. Bebeğiniz sizin sesinizi tanıyabilir. Bu dönemde onunla konuşabilir şarkı söyleyebilirsiniz. Bebek sürekli uyuma ve uyanma dönemleri geçirmektedir. Bu haftalarda doğan bebeklerde solunum sıkıntısı yaşanır fakat yaşam destek ünitesinde bebeğin yaşam şansı yaklaşık %85’dir.

ANNE

Yirmi sekizinci hafta ile 41. hafta arası gebeliğin son üç aylık dönemini (3. trimester) kapsar. Bu haftadan itibaren 3. trimestere girdiniz. Bu dönem, 2. döneme göre nispeten daha zor geçebilir. Bu haftada büyüyen rahim neredeyse kaburgalarınzın seviyesine ulaşır. Bu son 3 ayda gebelikte artan hormonlar ve rahmin içinde büyüyen bebeğin mesaneye yaptığı bası nedeniyle egzersiz yapmakla, ani pozisyon değişikliği ve öksürme ile idrar kaçırma olabilir. Daha önce doğum yapmış anne adaylarında bu daha sık ve daha erken olabilir. İdrar kaçırma yakınmasını azaltmak için kegel egzersizi önerilir. Kegel egzersizi pelvik tabanı kaslarını güçlendirir ve aynı zamanda doğum kanalındaki kasları da doğuma hazırlar. Bu egzersizi gün içinde yapılabildiği kadar çok yapılmalısınız. Bu haftada bacaklarınızdaki varislerde artış ve şişme fark edebilirsiniz. Hemoroid probleminiz varsa bu da artabilir. Bacaklarınızda sık sık kramplar yaşayabilirsiniz..

Gebelik 28. Haftada bebeğinizin boyu da 35-37 cm civarındadır.


Bebeğinizin 28. hafta gelişimi ve sizin hayatınızdaki değişiklikler…


Büyük boy bir marul büyüklüğündeki bebeğinizin boyu da 35-37 cm civarındadır. Elbette her bebeğin boy ve kilosu değişiklik gösterse gelişimini hızla sürdürmektedir. Gözlerini kırpabilen bebeğinizin görme duyusu da gittikçe gelişmektedir. Güçlü ışık söz konusu olduğunu bunu algılayabilir. Dışarıdaki dünya için hazırlanmasına devam eden bir diğer bölüm ise beynidir. Beyninde milyarlarca sinir hücresi oluşmaktadır.

Hayatınız nasıl değişiyor?

  1. ve son üç aylık dönem bu hafta başlıyor. Son düzlüğe geldiniz ve en heyecanlı kısım da başladı. Bu 3 aylık dönemde 4-5 kilo alacaksınız. Son 3 aylık dönemde doktorunuzu iki haftada bir ziyaret etmeniz önerilmektedir. Risk faktörlerine bağlı olarak bu süre haftada bire de çekilebilir. Doğumun riskini azaltmak için kan testleri yapılacak ve rahminizin ve vücudunuzun doğuma elverişli olup olmadığı incelenecektir.

Hamileliğin ilk haftalarında yapılan testlerde RH negatif olduğunuz görüldüyse, vücudunuzun bebeğinize karşı saldırıya geçmemesi için RH immunoglobülin enjeksiyonu yapılacaktır. Eğer bebeğiniz Rh pozitif ise doğumdan sonra da bu enjeksiyonu yaptırmanız gerekecektir.

Hamilelerin çoğunda bu dönemde bacaklarını kontrol edilemez bir şekilde oynatma ve hareket ettirme isteği doğar. Huzursuz bacaklar sendromu olarak adlandırılan bu durumun sebebi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak rahatsızlık yaratmanın yanı sıra bebeğinize veya size herhangi bir sorun teşkil etmez. Huzursuz bacak sendromunda bacakları sabit tutmak yerine hareket ettirmek, esnetmek ve yürüyüş yapmak önerilmektedir. Kafein tüketimini en aza indirmek işe yarayacaktır. Doktorunuz tarafından önerilebilecek demir takviyeleri de bazen huzursuz bacak sendromunun semptomlarını hafifletmektedir.

3 soruda Preeklampsi

Preeklampsi, hamilelerin % 3-8’ini etkileyen karmaşık bir hastalıktır. Preeklampsinin teşhisinde kan ve idrar testi kullanılır. Hamileliğin 20. haftasından sonra yüksek tansiyon ve idrarda proteine rastlanıldığında preeklampsi teşhisi konur. Preeklampsi, genellikle doğuma çok yakın bir dönemde görülür ve hafif atlatılır. Ancak ağır geçirildiğinde bebeğin gelişiminde aksaklık yaşanabilir. İyileşmenin tek yolu bebeği doğurmaktır.

Preeklampsinin belirtileri nelerdir?

Preeklampsi aniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle belirtilerinden haberdar olmak çok önemlidir.

Gözlerinizde ve etrafında şişkinlik varsa
Vücudunuz normalde olduğundan daha fazla şiştiyse
Hızlı bir şekilde kilo aldıysanız(1 haftada 2,5 kilo)
Sürekli ve şiddetli baş ağrınız varsa
Görme bozukluğu, baş dönmesi, bulanık görme gibi şikayetleriniz varsa
Karnınızın üst kısmında şiddetli ağrı çekiyorsanız
Mideniz bulanıyor ve kusuyorsanız

Yukarıdaki belirtiler görüldüğünde hemen doktora başvurmanız gerekmektedir.

Preeklampsinin bazı belirtileri normal hamilelik süreciyle benzerlik gösterdiği için kendinizi tanımanız çok önemlidir. Doktorunuzu aramak için tereddüt etmeyin ve vücudunuzu takip etmeyi öğrenin.

Preeklampsi riskini arttıran etmenler nelerdir?

Preeklampsi bir grup hamilede daha sık görülen bir hastalıktır. Bir hamileliğinizde bu sorunu yaşadıysanız diğer gebeliklerde de karşınıza çıkması doğaldır. Risk faktörleri şu şekilde sıralanabilir:

Kronik yüksek tansiyon
Kan pıhtılaşması rahatsızlıkları
Böbrek sorunları ve oto immün hastalıklar
Preeklampsi geçirmiş yakın bir akraba varlığı
Obezite
2 veya daha fazla bebek taşıyor olmak
20 yaşından genç veya 40 yaşından yaşlı olmak

Preeklampsiden kurtulmanın yolları var mıdır?

Preeklampsiden uzak durmanın yolu kesin olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmalar kalsiyum, vitamin veya ufak dozlarda aspirin almanın etkili olabileceğini önermektedir. Ancak kesin bir sonuç söz konusu değildir. Yapılabilecek en doğru şey düzenli olarak doktoru ziyaret etmek ve vücudunuzdaki değişimleri gözlemlemektir.

Bu haftanın aktivitesi

Bebeğiniz doğduktan sonra onu hangi doktora götüreceğinize şimdiden karar verebilirsiniz. Etrafınızdaki arkadaşlarınızdan, ailenizden ve tanıdıklarınızdan bu konuda öneri alabilirsiniz. Seçeceğiniz doktorun muayenehanesinin de evinize yakın olmasına özen gösterin. Bebeğinizi rahatça götürebileceğiniz, her türlü sorunda yanınızda olacak bir doktor bulmak çok önemlidir.