Antalya Kadın Doğum

Gebelik 19. Hafta

Gebeliğin 19. Haftası ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya tarafından derlenen bilgiler

Özet

BEBEK
On dokuzuncu gebelik haftasında bebeğin boyu yaklaşık 15 cm, ağırlığı 250-270 gram kadardır. Dışarıdan gelen sesleri hissedebilir. Damak yapısı ve süt dişlerinin taslakları oluşmaya başlar. Sinir uçları tamamen gelişir. Eğer bebek kız ise yumurtalıklarında primitif yumurta hücreleri oluşmaya başlamıştır. Üriner sistemde tam olarak geliştiği için düzenli aralıklarla idrarını yapar ve amnion sıvısını yutar. Bebeğin cildini vernix caseosa denilen madde kaplar. Bu madde, beyaz peynirimsi kıvamda olup, bebeğin bütün vücudunu kaplar. Bebekler doğduğunda, bu beyaz vernix caseosa maddesi üzerlerinde görülür. Plasenta (bebeğin eşi) büyümeye devam eder ve bebeğin beslenmesini sağlar.

ANNE
Göbek çukuru düzleşir. Anne yaklaşık bu döneme kadar 5 kilo alabilir. Bu dönemde hafif egzersiz yapmaya başlanması önerilir. Düzenli yürüyüş, şartlar müsaitse yüzme gebelikte en güzel spordur. Düzenli spor, kan dolaşımını da düzenler. Büyüyen rahminizin midenize baskısı ve artmış progesteron hormonunun yemek borusu ile mide arasındaki kası gevşetmesi nedeniyle, reflü probleminiz oluşabilir. Reflü problemini azaltmak için yemekleri sık ve az yiyin ve yemek sonrası sırt üstü uzanmayın!

Gebeliğin 19.haftasında bebeğini kilosu ve boyu da hızla artmaktadır.
Bebeğinizin duyularının gelişmeye başladığı 19. Haftada yaşanacak gelişimler...

Bebeğinizin beyninde koklama, tat alma, duyma, görme ve dokunma duyularının yer aldığı alanlar gelişmeye başlıyor. Bazı araştırmalar bebeğin bu dönemden itibaren dışarıdaki sesleri duyabileceğini gösteriyor. Bebeğinize kitaplar okuyabilir, onunla konuşabilir ve müzik dinletebilirsiniz.

Bebeğinizin kilosu ve boyu da hızla artıyor. Boyu 15 cm civarında ve orta boy bir domates büyüklüğünde. Bacakları ve kolları vücudunda olması gereken yerlerinde duruyor. Böbrekleri ürin üretimine devam ederken saçları da çıkmaya başlıyor. Bebeğin amniyotik sıvı içerisinde bozulmasını ve derisinin çürümesini önlemek için vücudunu “verniks caseosa” isimli bir tabaka kaplamış durumda.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Vücudunuzun hızla büyümesine alışmanız gerekiyor. Nitekim, önümüzdeki haftalarda daha da hızla bir büyüme gerçekleşecek. Bunun sonucu olarak alt karın bölgesinde ağrı, ani bıçak saplantısı şeklinde acı ve özellikle aktif bir gün sonrasında büyük bir acı yaşayabilirsiniz. Bu duruma “bağ doku ağrısı” denir. Rahminizi destekleyen dokular, bebeğinizin büyümesiyle doğru orantılı olarak genişlemektedir. Endişelenmenizi gereken bir durum olmasa dahi ağrı devam ettiğinde doktorunuza danışmanızda fayda vardır. Özellikle dinlenir pozisyondayken çok şiddetli bir ağrı çekiyorsanız kontrole gidebilirsiniz.

Ağrılardan kurtulmanız için öneriler

Bacaklarınızda, belinizde ve alt karın bölgesinde yaşanan ağrılardan kurtulmak için öncelikle vücudunuzu güçlendirmeniz gerekmektedir. Hafif tempolu yürüyüşler, egzersizler ve esneme hareketleri kas yoğunluğunu arttırır. Bu sayede rahminizdeki kaslar da bebeği taşıyabilecek güce ulaşır.

Ağrıyı azaltmak için sıcak su torbası kullanabilirsiniz. Sıcak su torbasına erişiminiz bulunmadığı zamanlarda ısıtılmış bir havlu veya peçete ile ağrıyan bölgeleri dinlendirebilirsiniz.

Bu dönemlerde midenizi zorlayacak yiyeceklerden uzak durun. Lif açısından zengin, vitamin ve mineral ihtiyacını karşılayabileceğiniz, metabolizmanızı rahatlatacak meyveler ve sebzeleri tercih edin. Hazımsızlık sebebiyle de karın ağrısı çekiyor olabilirsiniz.

Bu haftalarda cildinizde de bir takım değişimler gözlenebilir. Avuç içlerinizin kızarması ve renginin koyulaşması, pigment miktarındaki artıştan kaynaklanır. Bu koyu bölgeler dudak üstü, yanaklar ve alın bölgesinde görüldüğünde bu duruma “hamilelik maskesi” de denilen kloazma ismi verilir. Bu durum esmer kadınlarda açık tenlilere oranla daha fazla gözlemlenir. Bu koyu bölgeler göğüs uçlarında, kol altlarında, bacak içlerinde de görülebilir. Göbek deliğinden kasık kemiğine kadar inen koyu çizgi ise aynı pigmentasyonun bir sonucudur.

Koyu çizgi nedir?

Tıp dilindeki adı “linea nigra” yani “koyu çizgi” olan bu durum aslında her zaman orada duran bir çizginin renk değiştirmesiyle ortaya çıkar. Hamilelik öncesinde göbek deliğinden kasık kemiğine kadar inen çizgiye “linea alba” ismi verilir. Cildinizle aynı renkte olduğu için önceden fark etmemiş olmanız doğaldır. Hamilelikte melanin üretiminin artmasına bağlı olarak bu çizgi de koyulaşır. Koyulaşma doğumdan sonraki bir kaç ay içerisinde geçecektir.

Cildin renk değiştirmesi önlenebilir mi?

Ciltteki renk değişikliği hamilelik sonrasında geçse de etkisini aza indirmek mümkündür. İlk dikkat etmeniz gereken nokta güneşe maruziyeti azaltmaktır. Çünkü güneşin yaydığı UV ışınları pigment değişikliklerini yoğunlaştırır. Güneşli havalarda dışarıya çıkarken 30 SPF ve üzeri spektrumlu güneş kremlerini tercih ettiğiniz takdirde bu ışınlardan korunabilirsiniz. Hava kapalı olsa dahi özellikle ilkbahar ve yaz aylarında krem sürmeyi ihmal etmeyin.

Amerikan Dermatoloji Akademisi, cam kenarında otururken dahi UV ışınlarına maruz kalındığı konusunda uyarıda bulunmaktadır.
Dışarıya çıktığınızda bir şapka ve kaliteli bir güneş gözlüğünü yanınızdan ayırmayın. Çok güneşli havalarda sabah 10.00 ve öğleden sonra 14.00 arasında dışarıya çıkmamaya özen gösterin.

Eğer renk değişimleri sizi rahatsız ediyorsa doğal makyaj ürünlerini kullanabilirsiniz. Ancak unutmayın ki bu renk değişimleri doğum sonrasında bir daha geri gelmemek üzere kaybolacaktır.

Renk değişimi hastalık habercisi de olabilir!

Hamilelikte renk değişimi normaldir. Ancak renk değiştiren bölgelerde hassasiyet, ağrı, acı ve yanma gözlemliyorsanız mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. Özellikle vücudunuzdaki benlerin renklerinde ve şekillerinde değişim söz konusu ise cilt kanseri riskini asla göz ardı etmemek gerekir.

En zor seçim: Bebeğimin adı ne olacak?

Bebeğin adına karar vermek belki de yaşadığınız en zorlu süreçlerden biri olacaktır. Düşündüğünüz isme tanımadığınız biri dahi burun kıvırsa bu durum vazgeçmenize sebep olabilir. Ancak önemli olan sizin ve ailenizi ne düşündüğüdür.

Seçeceğiniz isim kolay hatırda kalır ve seslendiğinizde rahat ifade edilebilen bir isim olmalıdır. Soyadınızla uyumlu, kalabalık arasında öne çıkan ancak alay konusu olmayacak uygun bir isim bulmanız gerekir. İsimlerin kişilerin karakterlerini yansıttığına dair araştırmalar oldukça yaygındır. Bu nedenle toplumda kabul görecek, farklı telaffuzlar sebebiyle karışıklığa neden olmayacak ve iyi anlamlara gelen bir isim bulmalısınız.

Bu haftanın aktivitesi:

Bebeğiniz doğduktan sonra hangi bakım ünitelerinin onun için uygun olduğunu araştırın. Kreş veya yuva gibi bir ihtiyacınız varsa bakınmaya başlayın. Henüz daha çok zamanınız olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak ileriki haftalarda ayarlamanız gereken başka işleriniz olacak. Eğer bebeğinize bir dadı tutmanız gerekiyorsa görüşmelere de başlayabilirsiniz

Op.Dr. Abdulaziz Akkaya

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Abdulaziz Akkaya,  Elazığ  ili Karakoçan ilçesi  Demirtaş Köyünde 19 Ocak 1955 tarihinde doğdu.


İlk öğretimini  doğduğu Demirtaş Köyü İlkokulunda tamamlayan Op.Dr.Abdulaziz Akkaya, orta öğretimini köyünün bağlı olduğu Karakoçan İlçesi Ortaokulunda, lise öğrenimini  ise Elazığ Atatürk Lisesinde tamamladı.


Ailesinin yurtdışında bulunmasından dolayı  lise öğrenimini tamamladıktan sonra  Almanya'ya giden Op.Dr.Abdulaziz Akkaya  ilk olarak Goethe Enstitüsünde dil eğitimi aldı.   Almanya’da 2 dönem makine mühendisliği eğitimi alan Op. Dr. Abdulaziz Akkaya memleket özlemi  ile üniversite sınavlarına girdi. Girdiği üniversite sınavında Diyarbakır  Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandı.  1979 - 1980 yıllarında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesini’nden  mezun olan Op.Dr.Abdulaziz Akkaya, ilk olarak Diyarbakır SSK Hastanesinde dokuz ay görev yaptı.  Dicle Üniversitesi  Tıp Fakultesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ihtisası sınavını kazanan Op.Dr.Abdulaziz Akkaya  1981 - 1985 yıllarında ihtisasını başarıyla tamamladı.


Op.Dr.Abdulaziz Akkaya,  ihtisas sonrası çektiği kura sonucu Isparta Senirkent Devlet Hastanesine  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak tayine dildi.. Yedi  ay  Isparta Senirkent  Devlet Hastanesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve  başhekim olarak görev yaptı. Ardından 1986 yılında Isparta Doğumevine tayin oldu. Isparta'da ki görevi sırasında 4 yıl Isparta Burdur Tabip Odası Başkanlığı yaptı.


 1991 yılında Antalya Devlet Hastanesi’ne tayin olan Op.Dr.Abdulaziz Akkaya , sonradan Eğitim ve Araştırma Hastanesi olan Antalya Devlet Hastanesi’nde 3 yıl başhekim yardımcısı olarak görev yaptı.


Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden 2011 yılında emekli olan Op.Dr.Abdulaziz Akkaya , halen kendisine ait Akkaya Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Geliştirme Kliniğinde hastalarına Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı  olarak hizmet vermektedir.


Kadın Hastalıkları ve Doğum ihtisasını yaparken 1982 yılında  Diyarbakır Üniversitesi Eğitim Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Fecir hanımla evlenen Op.Dr.Abdulaziz Akkaya’nın isimleri Fırat ve Melis olan iki çocuğu var.

Op.Dr.Abdulaziz Akkaya
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Antalya Akkaya Jinekoloji Kliniği

Antalya Kadın Doğum, Antalya Kürtaj, Antalya Kızlık Zarı Dikimi, Antalya Vajina Estetiği, Antalya Gebelik Takibi, Antalya Doğum, Antalya Sezaryen, Vajina Estetiği ,Genital Siğiller, HPV Enfeksiyonu, Vajinusmus, Kısırlık, Tüp Bebek...


Bu kategoriden diğerleri: « Gebelik 18. Hafta Gebelik 20. Hafta »